Facebook Twitter FriendFeed Tumblr Foursquare
RSS Feed
Devanear 10-101 Once upon a time in Estonia

Türk insanını ateşleyen yegane şey 9/8lik ritmlerdir kuşkusuz. Bu yüzdendir ki; dans denildiğinde tüm dünyaca tanınan ve izleyen herkesin gönül telini titreten valstir, tangodur, salsadır şöyle dursun ilk olarak akıllarımıza bol gerdan kırmalı, kalça sallamalı danslar gelir.
Olayın bir diğer boyutu ise; dansın her türü bahsi geçen danslarla kıyaslanır ve hatta o danslara özgü tabirler diğer her dans türü için bir çırpıda kullanılabilir.
Senelerdir dans yarışmaları bize zerk edilir ve yayın akışının bir cilvesi olarak o saatte izleyecek -anneme göre- başka hiç bir şey olmamasından ötürü mecburen bu dozu alırız. Kaderin bir diğer cilvesidir ki yüzlerce kanallı uydu vardır evde fakat nedense beş kanal içerisinden seçim yapmak zorundayızdır.
Annem, TV”deki şu meşhur dans yarışmalarından birinde Paso Doble izlemektedir ki İspanyolların boğa güreşlerini konu edinmiş bu dans herkes gibi annemi de büyülemiş ve adeta bir anime karakteriymişcesine gözleri yüzünde büyümüş ve hatta dolu dolu olmuştur.
Flamenko dansının ayak vuruşlarıyla doruğa çıkan dans sonuçlandığında dansın temposundan ve ihtişamından annemin başı dönmüştür ki takdirlerini iletir:

Ne güzel oynadılar!…


0 kedi gelmiş. , ,

tıkandım

01 08 2011

000015Ne zaman okumaya başladım hiç bilmiyorum. Gerçi neden okuduğumu da bilemiyorum. İlk olarak ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Esasında neden yazdığımı da idrak etmiş değilim. Sahi ya. İlk olarak kendimi ne zaman idrak etmiştim ki ben?
Kendimi idrak ettiğimde yazıyordum zaten ben. Sonra yazamadım. Yazma yetimi mi kaybettim, yazmaya yetemedim mi; yoksa kendimi mi kaybettim anlayamadım.
Zamanla yazmadığımdan dolayı tıkandım ya da tıkandığım için yazamadım.
Hayat koyverdiğim yerde beni bekliyor. Yazacak bir şey yok bugüne dair.” diye düşündüğüm noktada nokta koydum yazıma.
Günler birbirini kovalıyordu. Ben, hayatın yavaş ilerlediğini zannederken birçok gün geçip gidiyordu. “Anlatacak hikayem yok.” diye düşünüyordum ama aslında binlerce şey ışık hızıyla aklımdan geçip gidiyordu. Hayat geçip gidiyordu.
Şimdilerde ise penceremden görünen üç parmak gökyüzünü bile anlatmaya ihtiyacım var çünkü bir şeyler olmuyorken bir şeyler oluyor sebepsiz yere hayatta. Bilmeye ihtiyacım var.
Aslında olan biten her şeyin bir sebebi vardır; zira her şey de olacağına varır.


0 kedi gelmiş.