Apr
7

Kesera serağ, vat evır wıl bi wıl bı

que sera

  1. Çocukken beni daha mutlu ve memnun edebilecek bir eğitim almayı kaçırdım.
  2. Çocukken apartmanda kendinden yaşça çok büyük insanlar arasında büyüdüğüm için yaşıtlarımı anlamaktan ve dolayısıyla iletişim kurmaktan yoksundum.
  3. Çocukken babamın bitmek bilmez ben-merkezciliği, hatalarını kabullenmeyişi ve agresifliği yüzünden yaralanmış olabilirim.
  4. Çocukken mimar olmayı hayal ederdim.
  5. Çocukken tek başıma yaşamayı isterdim.
  6. Evimizde asla yeterli huzur olmadı.
  7. Çocukken daha fazla kendime zaman ayırıp oyun oynamaya ihtiyaç duyardım.
  8. Bir daha asla babamı babam olarak göremeyeceğim için üzgünüm.
  9. Yıllar boyunca annemin bütün haksızlıklara neden katlanıp yüzünde sahte mutluluk maskesiyle hayatına devam ettiğini merak ettim.
  10. Zaman kaybımdan dolayı hep kendimi suçladım.

İstemeyerek yanıtlarını biraz nahoş verdiğim bu mimi pek sevgili çiçeğim Panikim manikim nanikim pasladı. Ben de Japon bey, Böcek, Esther‘e ortalıyorum. 

Mim yolladığım güzellere “Oynat Uğurcum!” şeklinde direktif verirken tüm sevenlerime ruhumun derinliklerine inmeleri için Sevtap Parman’dan Que Sera parçasını yolluyorum…

Mimimalist ,

Feb
5

Çokomel

ÇokomelMerhaba;
Ben Gwendolyn. Yirmili yaşlarımdayım. Eskişehir’de yaşıyorum ve ben bir Çokomel bağımlısıyım.
Çokomel’le ilk tanışıklığım Recep Amca’nın bakkalında gerçekleşti. Renkli ve pırıltı kağıtlarıyla gözümü alan çokomel kısa zamanda “Yemeğini yiyen çocuklara yemekten sonra çikolata var.” felsefesinin yılmaz bir bekçisi olan annem için bir kurtarıcı idi. Yemeğini yiyen semiz bir çocuk olarak kimi geceler yemekten sonra Çokomel ile ödüllendirildim. Şunu açıkça söyleyebilirim ki bu batağa girmemdeki en büyük pay anneme ait idi.
Ergenlik dönemimde ise Çokomel büyük bir dost olmuştu. Her zaman yanımda olan ve beni hiç üzmeyen bir dosttu o; ne zaman üzülsem, ne zaman mutlu olsam ona sarıldım ve sığımdım.
Önceleri tek tek yemek sonrası atıştırdığım Çokomeller giderek çoğaldı. sade ya da çilekli farketmeksizin -ben farkında olmadan- üçlü kutuydu, dokuzlu karton kutuydu derken çığ gibi çoğaldı.
Artık her bağımlının olduğu gibi bağımlısı olduğum şeyle mutlu olduğumu iddia ediyor; hatta ve hatta bunu asla gizleme ihtiyacı hisetmeksizin, adeta bunu ifşa edercesine tırnaklarımla düzleştirmiş olduğum pırıltılı ve renkli kağıtlarımı kitaplarımın arasında saklıyordum.
Bu bağımlılığı halen yenebilmiş değilim. Savaşıyorum… Helen mutsuz olduğumda ilk sarıldığım o… Ama inancımı yitirmedim…
İşte bu öykü, gençliğinin baharındayken pırıl pırıl bir gencin bir bağımlılığın ağına nasıl düştüğünün hikayesidir.
Bu bağlamda ailelere çok büyük görevler düşmektedir. Yavrularınızı sakınınız…

Pası böceğim verdi. Ortalayarak golü atmaları ümidiyle japonum, topraam aerom, ceset izleri ve esther‘e gönderiyorum…

Mimimalist ,