<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GWEN + cats &#187; Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi</title>
	<atom:link href="http://blog.gwenandcats.com/kategori/kitleleri-pesinden-surukleyen-kisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.gwenandcats.com</link>
	<description>Bir halk kahramanıdır...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 15:50:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Sürpriz</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/10/surpriz/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/10/surpriz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 19:25:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[melis]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Diyor ki: &#8220;Çantan hazır olsun. Gidiyoruz.&#8221; Sormak bile aklıma gelmezken ekliyor: &#8220;Ama nereye gittiğimizi söylemeyeceğim. Aslında ben de buralı olarak hiç gitmedim. Hepimize sürpriz olsun istiyorum.&#8221; Durup düşündüğümde hiçbir şeyin sürpriz olmadığını ve doğasıyla herşeyi kayıtsız ve hatta şartsız üzerime alabildiğimi fark ediyorum. Birşeyler yaşıyoruz. Ailemize dair, sevdiğimiz adam ya da kadınlara dair, dostlarımıza dair. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://farm7.static.flickr.com/6049/6277554165_da2d2436ea_m.jpg' class='alignleft'alt='tren 1'/>Diyor ki: &#8220;<em>Çantan hazır olsun. Gidiyoruz.</em>&#8221; Sormak bile aklıma gelmezken ekliyor: &#8220;<em>Ama nereye gittiğimizi söylemeyeceğim. Aslında ben de buralı olarak hiç gitmedim. Hepimize sürpriz olsun istiyorum.</em>&#8221;<br />
Durup düşündüğümde hiçbir şeyin sürpriz olmadığını ve doğasıyla herşeyi kayıtsız ve hatta şartsız üzerime alabildiğimi fark ediyorum.<br />
Birşeyler yaşıyoruz. Ailemize dair, sevdiğimiz adam ya da kadınlara dair, dostlarımıza dair. Birşeyler yolunda gitmezken aslında &#8220;<em>Yazsam roman olur.</em>&#8221; klişesiyle bizi örseleyen ve hatta sivri yanlarımızı törpüleyen ama esasında bir başkasına hava, cıva olan paradoksal durum ortaya çıkıveriyor.<br />
Zaten sonrasında koca bir koyvermişlik ve boşvermişlik haline elinizde kalıyor. En saf haliyle elinizde mi kaldı, yoksa birisi mi elinize verdi anlayamıyorsunuz bile.<br />
Bir kız düşün ki daha çok genç ve çok toy ama bir o kadar olgun ve bana diyor ki: &#8220;<em>İnsanların kaçıp gitme isteğini anlamıyorum.</em>&#8221; Gülüyoruz.<br />
Hikayemi bir ucundan tutup didikliyoruz ve o zaman insanlar delilik, şizofrenlik ya da aklını kaçırmışlık üzerine o kadar beylik laflar ederken esas deliliğin koyvermişlik ve hemen ardından ona eşlik eden boşvermişliğin ta kendisinde olduğunu görüyoruz. Yaptığım onca şeyi meşrulamış oluyorum.<br />
&#8220;<em>Sürpriz</em>&#8221; diyor bana adam. Beni şaşırtamayacağının hiç farkında değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/10/surpriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kalp ağrısı</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/09/kalp-agrisi/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/09/kalp-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 20:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Halide Edib Adıvar&#8217;ın ortaokul yıllarımda okuma fırsatı bulduğum şahana bir romanıdır Kalp Ağrısı. Günümüzde sinemaya, diziye, baleye, folklöre, herşeye uyarlanabilir hale gelmiştir. Öte yandan bu kitaba dair hatırladığım en çarpıcı ayrıntı dönen yarı-masumane entrikalardır. İşte tam da bu günlerde bu romandaki entrikaları aklıma getiren ağrı çekmekteyim. Tam olarak kalp ağrısı sayılmaz; zira dişimde başladı ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halide Edib Adıvar&#8217;ın ortaokul yıllarımda okuma fırsatı bulduğum şahana bir romanıdır Kalp Ağrısı. Günümüzde sinemaya, diziye, baleye, folklöre, herşeye uyarlanabilir hale gelmiştir. Öte yandan bu kitaba dair hatırladığım en çarpıcı ayrıntı dönen yarı-masumane entrikalardır.<br />
İşte tam da bu günlerde bu romandaki entrikaları aklıma getiren ağrı çekmekteyim. Tam olarak kalp ağrısı sayılmaz; zira dişimde başladı ama dişimde lokalize olmaktan çıkarak genele yayıldı. İşin entrika kısmı da burada başladı.<br />
Hekimler vücuttaki kaçıncı en güçlü ağrı olduğunu tartışa dursun; ben bu zamana kadar bu kadar şiddetli ve inatçı bir ağrı yaşamamıştım.<br />
O matkap altında kendimi yandaşlarını ele vermemek için çabalayan bir tutsak gibi hissedeceğim düşüncesiyle kendimi örselediğimden ötürü başımın zaten evvel ezelden hoş olmadığı dişçilerle randevumu başka baharlara ve hatta başka yüzyıllara ertelemiştim. Oysa ki diş ağrım, süprizlerle dolu bir sevgili gibi cömert ve inatçı; ben ise siyah kuşak bir şanssızmışım. Daha Estonya&#8217;ya ayak bastığımın ilk günlerinde 21 pare top atışını aratmayan ihtişamıyla beni karşıladığından ve her geçen gün daha da artan bir coşku ile beni kucakladığından ötürü yakıp yıkma ve hatta asıp kesme arzusuyla donanmıştım.<br />
Geceler boyu köhne dairemizde lavabonun yanına çektiğim taburede oturup yüzüme soğuk kompres yapıp ağrımın geçmesi için dua ederken uyuyayazdığım anlarda adeta bir korku filmi unsuru haline gelmişken bu sancıyı durdurmanın en mantıklı yolunun bir diş hekimine gitmek olduğuna karar verdim. Diş hekimine gitmek ve fobi kaynaklı iç çekişmeyi sabahın altısında yaşarken camı açıp kendimi aşağı atmak daha yakın bir ihtimal geldiyse de diş hekimine gidebilecek kadar cesaretimi toplayabilmiştim.<br />
Sonuç itibariyle &#8220;<em>Ben çok cesur bir insanım.</em>&#8221; diyerek kendi kendimi cesaretlendirerek diş hekimine gittim ve kapıdan girerken hemşire sandığım esasında doktor olan hekime kendimi emanet ettim. Dişçi koltuğunda çokça gözlerimi kapadığım zamanlardan arta kalan tavan izlenimlerimde &#8220;<em>ha acıdı, ha acıyacak.</em>&#8221; diye düşünürken &#8220;<em>Şimdi ilaç koyuyorum.</em>&#8221; dediğimde aslında bu diş hekimi deneyiminin her gözümde büyüttüğüm -<small>yumurta kapıya gelene kadar yapmaktan kaçınıp, son dakikada tabanlarımızı kıçımıza vurdurup on dakikada biten</small>- işlerden biri gibi olduğunu farkettim.<br />
Şimdi ise çekilmesi için hekime türlü maymunluk yapmaya razıyken sırf cherry domates fidesinden az boyluca hekim hanım &#8220;<em>Bunu kurtarabiliriz.</em>&#8221; dedi diye kanal tedavisine başlanmış, kocaman oyulmuş bir dişim var.<br />
Herşey bir yana; çokça çeşit intihar yöntemi türetmek ya da milyonlarca cehenneme gitme yöntemi keşfetmek mi istiyorsunuz? O zaman diş ağrısı çekin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/09/kalp-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>derbederim</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/08/derbederim/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/08/derbederim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 13:45:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Hani insanların içinden içinden, ta derinlerden konuşup da neresinden geldiğini anlayamadığı; benimse çoğu zaman toraman bir insan olmamdan dolayı midemin gurultusu diye geçiştirdiğim bir iç sesi vardır ya; işte o bende çok konuşuyor ve bu yüzdendir ki klip çekilmesi vesilesiyle sarı buklelerinin arkasından ışık verilmek suretiyle bir korku filmi öğesi haline gelmiş Soner Arıca kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hani insanların içinden içinden, ta derinlerden konuşup da neresinden geldiğini anlayamadığı; benimse çoğu zaman toraman bir insan olmamdan dolayı midemin gurultusu diye geçiştirdiğim bir iç sesi vardır ya; işte o bende çok konuşuyor ve bu yüzdendir ki klip çekilmesi vesilesiyle sarı buklelerinin arkasından ışık verilmek suretiyle bir korku filmi öğesi haline gelmiş Soner Arıca kadar derbeder hissediyordum kendimi.<br />
Bu iç sesi yaptığım seyahatler esnasında kendimle başbaşa kalıp yine kendimi dinlediğimden dolayı bolca duyuyordum fakat otobüste yapılan onca ikrama rağmen gurultusunun geçmemesine anlam veremiyordum.<br />
Bana sunulan imkanları hayvanlar gibi sonuna kadar kullandım. İmkanlarımı kullanmakla kalmayıp kendimi de tükettim. Şimdi ise elimde hiçbir şey kalmadığımdan dönmüş götümü avuçluyorum. Hatta bu evreyi de geçtim artık; kendi kendimi yiyip bitiriyorum.<br />
Daha da yiyip bitirmemek için kendimi dinlememeye karar verdim ve bunun için aklıma dahiyane bir şekilde müzikle bu iç sesi bastırma fikri gelmişti ki sike sürülür aklım olmadığını farkettim.<br />
Engin bir müzik zevkim ve düşündükçe soluk borusunu tıkanacak kadar sorunum varken öyle bir şarkı listesi oluşturmuşum ki emmioğlunun karşısında rakı içen Ferdi Tayfur gibi efkarlandıktan sonra kulaklarda patlayan bir senfonik metal grubunun konser kaydı ile pençelerimi ön koltuða geçirip toynaklarımla yere vurur hale gelmiştim.<br />
Müzik dinlerken Türk ekonomisini para-çokomel dengeleri tablosu misali inişli-çıkışlı ruh halim yüzünden çizdiğim tablo yüzünden birçok çevre tarafından cinnet getiriyorum olarak kabul görmem ve bu yönde muamele edilmesi yüzünden bundan da vazgeçtim. <small>(haliyle)</small><br />
Müzik dinlemenin verdiği korkunç sancıdan usanarak daha değişik şeyler denemeye başladım. Artık Güneş&#8217;te kalmış camış misali otobüste uyumaya başladım bu aralar fakat onun da bazı sakıncalarını gördüm.<br />
Şudur ki; artık uykum motorun sesiyle senkronize bi şekilde geliyor. Bu da şehirlerarası otobüsler dışında şehiriçi taşımacılık yapan otobüs, tramvay, el arabası gibi her türlü araçta da uyumama sebep oluyor.<br />
Uyurken cama kafa atıp yumurta misali çatlatmanın yanı sıra, türlü çeşit problemlerle karşılaşmıyor değilim.<br />
Herşeyden önce ben uyurken kükreyebilen bir insanımdır ki tam kafamın hafifçe yana düştüğü sırada ağzımdan çıkan horlama sesi ile kendime geliyorum. Bu noktadan sonra bolca burnumu çekiyorum ki insanlar aslında o sesin burnumdan geldiğini sansınlar&#8230;<br />
Uzun yolculuklar için daha farklı aktiviteler bulmalıyım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/08/derbederim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>tıkandım</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/08/tikandim/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/08/tikandim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 20:19:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman okumaya başladım hiç bilmiyorum. Gerçi neden okuduğumu da bilemiyorum. İlk olarak ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Esasında neden yazdığımı da idrak etmiş değilim. Sahi ya. İlk olarak kendimi ne zaman idrak etmiştim ki ben? Kendimi idrak ettiğimde yazıyordum zaten ben. Sonra yazamadım. Yazma yetimi mi kaybettim, yazmaya yetemedim mi; yoksa kendimi mi kaybettim anlayamadım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://farm6.static.flickr.com/5275/5886673473_8f96a3ab4a_m.jpg' class='alignleft'alt='000015'/>Ne zaman okumaya başladım hiç bilmiyorum. Gerçi neden okuduğumu da bilemiyorum. İlk olarak ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Esasında neden yazdığımı da idrak etmiş değilim. Sahi ya. İlk olarak kendimi ne zaman idrak etmiştim ki ben?<br />
Kendimi idrak ettiğimde yazıyordum zaten ben. Sonra yazamadım. Yazma yetimi mi kaybettim, yazmaya yetemedim mi; yoksa kendimi mi kaybettim anlayamadım.<br />
Zamanla yazmadığımdan dolayı tıkandım ya da tıkandığım için yazamadım.<br />
&#8220;<em>Hayat koyverdiğim yerde beni bekliyor. Yazacak bir şey yok bugüne dair.</em>&#8221; diye düşündüğüm noktada nokta koydum yazıma.<br />
Günler birbirini kovalıyordu. Ben, hayatın yavaş ilerlediğini zannederken birçok gün geçip gidiyordu. &#8220;<em>Anlatacak hikayem yok.</em>&#8221; diye düşünüyordum ama aslında binlerce şey ışık hızıyla aklımdan geçip gidiyordu. Hayat geçip gidiyordu.<br />
Şimdilerde ise penceremden görünen üç parmak gökyüzünü bile anlatmaya ihtiyacım var çünkü bir şeyler olmuyorken bir şeyler oluyor sebepsiz yere hayatta. Bilmeye ihtiyacım var.<br />
Aslında olan biten her şeyin bir sebebi vardır; zira her şey de olacağına varır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/08/tikandim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

