10
Yaşlandım0
Kendimi yılbaşı gecesi olağanca coşkusuyla devam ederken herkesin uğruna gece yarsını beklediği dansözler gibi hissediyorum. Zamanı geçmiş, dolayısıyla içi de geçmiş, amacını ve gayesini yitirmiş…
Oysa ki zamanında TRT’nin katı kuralları yüzünden birkaç milim daha fazla memesi görünecek gerginliği yaşarken tüm bu gerginliği yüzündeki kocaman çapkın bir gülümsemeyle gerdan kırıyorken şimdilerde her bölgesinin yer çekimine yenik düşmesinden ötürü köhne evlerde ölmeye yüz tutşmuş, haberlerde manşet manşet gözlere sokulan “Yeşilçam’ın emektarı” gibiyim.
Bırak gerdan kırmayı, parmağımı kıpırdatmaya bile halim yok.
Kafa kağıdıma inanmak bi yana; aynada gördüğüm kafaya bile inanamıyorum. Bu ben miyim?
9
Nüans
Makyaj yaptığımda kimi zaman Audrey Hepburn’e kimi zaman ise Ozzy Ozbourne benziyorum.
Aradaki dağlar kadar fark yaratan o nüansı nasıl kaçırabiliyorum anlamıyorum.
Yağlıboya yaparken kullandığım “boyayı bol ve katmanlı sür!” ilkesi elimin ayarını iyice bozdu sanırım…
8
Dip boyası
Her Türk gençkızı bir Esra Balamir değerindedir ve bu yüzdendir ki zenci götüne çalan ten renklerini kanarya sarısı saç ile ahenklendirmeye sevdalıdırlar. Her ne kadar zamanında “sarı saçın dibinden fışkıran siyah saç” modasına Madonna da uymuş olsa bu modayı takip eden her gençkız benim nazarımda bir Kibariye’ye eşdeğerdir.
Dip boyası gelmiş hangi hemcinsimle karşılaşsam ucuz mahalle arası berberlerde bol yanık saç kkusu eşliğinde yapılmış 3 Liralık tüp boya eseri orospu sarısı saç aklıma geliyor olsa da ben de bugünlerde dip boyası gelmiş saçlarımla ısrarla yaşamaya meyilliyim.
Tek sebebi uçlarda oluşmuş olan o muhteşem açık kumral dore rengle aynada karşılaşıyor olmayı sevmemdir.
Allahım bitmesin. Bitmesin bu rüya…
5
Ta-da
Beş dakika içinde kalkacak olan otobüsü yakalamak adına ipini koparmış camış misali seyahat firmasına dalarken kapının beş cm. yüksekliğindeki eşiğini fark edemeyip önü üç burgu ve geriye iki salto yaptıktan sonra patinaj yapmak suretiyle bir liraya lastik top ya da lastik top kıvamında sakız veren makinaya kolunu koymak şartıyla “Ta-daaaa” pozu vermek hiç hoş olmadı.
Yazıhanede çalışan kız suratıma bakarak kahkahalar atması değil de; tam bir süper kahraman edası takılmışken yolculardan birinin “Bu otobüse olan biletimin değiştirilmesini istiyorum.” demesi beni ziyadesiyle rencide etti.
8
Anne tribi
Kuzenimle yorgun bir günün ardından “Ne kadar yorucu bi gündü yau!” konulu sohbetimizi yaparken sevimli bir şekilde onun yüzüne gülümserken diğer yandan da sandwichlerimiz için kızartmakta olduğum sosisin büyük kısmını onun ekmeğinin içine çaktırmadan boca ettim.
Anne tribi değil de ne bu?







