Jul
13

Bir tek dileğim var, hostes ol yeter

Aylar öncesinden düğünün tarihine, nerede yapılacağına karar verilmiş olmasına karşın davetlilere verilecek küçük hatıratlara bir türlü karar verilememişti. Tarihler ayın onunu gösterdiğinde ihtişamlı bir düğünde kafasında koca bir konstrüksyonla oturtulmuş topuzları ve gözleri kör edecek parlaklıkta tuvaletleriyle boy gösterecek kadınlar, düğüne 5 kala “yuva yapanın yuvası olur” mantığıyla Darwin’in evrimine kanıt teşkil edecek halleriyle kıçından bile ter damlamak pahasına 500 adet lavanta kesesini and içmişlerdi.
Lavanta keselerini uzun ve uykusuz geceler sonucunda bitirdikten sonra sevgili kayınvalideye düğün haftası boyunca eşlik etmem ise cabası idi. Kıyafetinin son provasını yaptırdık. Her türlü düğün programlamasında yardımcı olurken kendime özel olarak yaptırmış olduğum krem rengi süet ayakkabılarımı alırken ayakkabıcıdan aldığım “Gelin hanım da pek güzelmiş.” iltifatları yüreğime bir nebze olsun su yermeye yetmedi.
Kına gecesi ise kınanın hemen akabininde kayınvalideyi sarılmış bana ağlarken buldum.
Düğün gecesi açık havada geçeceği için bir yandan yağmur yağmaması için dua ederken diğer yandan “konukları kapıda karşılama ritüeli” ile karşı karşıya kaldım ki bu da 2.5 saat boyunca ayakta dikilip konukları yerine yönlendirmek demekti.
Peki ne için? Ananın amı, ne için?
Evlenme teklifi almadığım sürece bu ritüelleri elbette ki elalemin düğünü için yapıyor olacağım! Düğünde gelin olarak değil de hostes olarak bulunmaya mahkumum ben!
Buram buram sosyal mesaj kokan bir hikayenin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz…

Höykürük

Jun
17

Apartman teyzesi

Ana haber bültenlerinde geçen cinnet haberlerine bakarak insanların bu noktaya geldiklerini merak eder dururdum. Zira tavşan gibi sikişip üremekten başka hiç bir fonksiyonu olmadığından 3 fonksiyonlu tamagochi yanında dahi daha salak kalan apartman teyzeleri yüzünden günden güne merakımı fazlasıyla gideriyorum.
Yarı bodrum katında oturan bir komşunuz varsa ve apartmanı yıkıyorsanız, söz konusu komşunuza haber vermeniz şahane olabilir çünkü apartmanı şakır şakır yıkadığınız çamaşır suyuyla karışmış o bütün öbek öbek pislikler önlem alınmadığı takdirde kaçınılmaz olarak bodruma akacaktır. Aktı da…
Katil olmak üzereyim.

Höykürük

Jul
3

Biçiklettam

Gördüğü her yerde tereddütsüz ve mütemadiyen Japon Bey ve benim bisikletlerimizi kurcalayan iki gece önce ca’anım bisikletimi çalan 6-7 yaşlarındaki iki ve ona eşlik eden 12 yaşlarındaki bir oğlan çocuğuna buradan seslenmek istiyorum:
Şu gençlerin gösteri yaptığı BMXlerden herhangi biriyle bisikleti bir gösteri yaparmışcasına şaha kaldırmak suretiyle ananızın amına dalayım…
İki bisiklet aynı demirden zincirle bir yere bağlanmışken sanatını konuşturarak o zincirin şifreli kilidini açtıktan sonra Japon Bey’in yepyeni, pırıl pırıl boyalı bisikletini oracıkta bırakıp da benim hoyrat kullanmamdan dolayı öleyazmış bisikletimi çalıp da gitmek neyin nesin?
Japon’unkini çalsanıza lan a hoşaflar!
Şimdi bu sıcaklarda yürüyerek A noktasından B noktasına gitmek bana çok koyuyor. Yürümeyi unutayazmışım…

Höykürük ,

Jun
20

O kızlardan olmayacağım

İki gündür adeta hipnotize olmuş bir ruh hali ve gözlerle muhtelif sayıda makyaj içerikli bloglara forumlara baktığımı bir kozmetik firmasının sitesinde alışveriş sepetime çılgınca bir şekilde daha önce hiç kullanmamış olduğum ve esasında ne işe de yaradığını bilmediğim makyaj fırçalarını eklerken kendimi yakalayıp silkelenerek fark ettim.
Ben ki; zamanında en meşakatli modelleri ustalıkla sıratıma çalakalem uyguluyorken şimdilerde makyaj yapmak şöyle dursun; evden çıkarken kilotlu çorap giymenin karmaşık ve uğraştırıcı olması sebebiyle üşendiği için kot pantolon giyen bir insanımdır. Makyaj yapmak şöyle dursun; saçımı bile taramam banyodan banyoya taramam nesine yetmez bu saçların mantığıyla. Kadına benzemekten geçtim çoğu zaman insana benzemiyorum. Uzaktan kısık gözle bakıldığında andırıyorum…
Hal böyle olunca makyaj bakım diye ölüp ölüp dirilen, ölmekten ileri gelen gözaltı halkalarını pahalı kapatıcılarla kapatıp kendini güzel hissedebilen o kadınları anlayamamışımdır. Herşeyden önce hepsi zengin bu kişilerin ki ben satın kaldığımda Kabe diye evimin orta yerine koyup izleyeceğim kadar pahalı makyaj malzemelerini koliler dolusu alıyorlar. Mamafih eminim ki birçoğunun kıçlarına giymeye donları yok. Mevcut donları da pazardan alınmış naylon don olduğundan götleri çiş kokar; memelerinin arası ucuz sütyen yüzünden sirke kokar ama en asortik ve telafuzu zor markaları onlar kullanıyorlar. Öte yandan hepsi, Doğan görünümlü Şahin’in birer neferi olarak Avril ya da Rihanna’dan esinlenme makyajı ustaca icra ettiklerinden kendilerini prenses sanmaktadırlar. Ben hoşlanmıyorum böyle kadınlardan…
Bütün bunlar aklımdan geçerken üstünde adı bile yazmayan bir pembe sedefli ojeyi içleri karakalem ve hamur silgi dolmuş tırnaklarıma sürdüm. Memnunum…

Höykürük

Apr
24

Semiz

Son bir senedir çok kilo aldığımın farkındayım. Hatta yılbaşı arifesinde almış olduğum füme rengi pantolonun sırf bu yüzden bol kesimden dar kesime geçiş yaptığının; annemin almış olduğu pijamanın altının artık üzerimde tayt gibi durduğunun farkındayım.
Annem, bugün bana bakıp “Kıçın küçülmüş, dana.” şeklinde kompliman yaparken “Ehi ehi. Sıkılaşmışımdır.” şeklinde bir tevazu örneği de göstermiş olabilirim fakat içten içe, yana yakıla annemin dediğinin gerçek olmasını arzu etmiş olabilirim.
Ama hiç mi insafın yok ulan!?
Bisiklet aldım. Tam 75 TL saydım ben ona. Yetmedi bir de jantları için alengirli süslerden aldım. Öptüm; kokladım; bağrıma bastım.
İnsan bir kilocuk da mı vermez, lan!?

Höykürük ,