Nov
11

Depar

İzmit-Değirmendere minibüsünü yakalamak adına güzergah üzerinde yapmış olduğum uzun atlama, yüksek atlama ve 150 metre engelli koşu etaplarından oluşan triatlon esnasında bana gayet ütopik gelen amerikan filmindeki başrol oyuncusunun depar esnasında hayatının film karesi gibi gözünün önünden geçmesi hali bende de vücut buldu.
Hayatımın son on senesine odaklı şekilde yarı olimpik şekilde hedefe kilitlenmişken kalp ritmimle uyumlu şekilde hızlıca 14 ay sonra biten ilişkimi, yaptığımız hataları, burada ne aradığımı, insanlara söylemek istediklerimi ve söyleyemeyişimin akabininde gelen karında gaz sancısı hissi uyandıran sıkışmayı, kalp sancımı, doğum sancımı düşündüm durdum.
Depar atarken kulağıma Deepak Chopra kulağıma çalınsa da iç dengemi bulabilsem diye de düşündüm…

Göğe Atılan Bakış , , , ,

Sep
30

Sahte Cennet

Zamanın kontrolsüzce parmaklarımın arasından akıp gittiği günler yaşadım ve hala yaşamaktayım. Neler olup bittiğini idrak etmeye çalışırken kendimi hiç bilmediğim ve olmayı planlamadığım, hatta ve hatta arzu bile etmediğimbir şehirde buldum.
Bütün ömrümü Eskişehir’de geçirebileceğimi düşünür ve isterken kendimi Eskişehir’deki evimin eşyalarını paketleyip bir kamyonete yükledikten sonra yaşlı gözlerle yuvama son bakışımı atarken buldum.
İzmit’te yaşayıp yaşayamayacağımı bilemeden, resmen kendimi ateşe atarcasına kendimi koca bir kargaşanın ortasına attım.
Resim yaparken kendimi avutabilmeyi dilerdim…

Göğe Atılan Bakış ,

Jul
26

Düğün mağduru

Düğünlerden nefret ediyorum. Hele ki benim düğünüm değilse daha çok nefret ediyorum. Düğünün kendi içerisinde yer alan tanımadığın kişileri 32 diş tekmil selamlama, birbirinden arabesk parçalarla slow dans, çiftetelli ile gerdan kırma, bilimum glonlar dolusu içkiden sonra bir araba dolusu insanın kelle olup rezalet çıkarması başlı başına insanın yaşama sevinci alıp götürebilecek iğrenç durumlarken bir de Ay’ın görünmeyen yüzü misali pek de fark edemediğimiz durumlar da var.
Öncelikle düğün vesilesiyle kuaföre gitmekten nefret ediyorum çünkü saçlarım pırasa gibi olduğundan dolayı “Sana fön çekmek olmaz. Başka birşey denemek lazım.” önermesinden yola çıkan kuaför, her defasında kafamda deneysel işlere imza atar.
Örneğin; bugün, gözyaşlarına boğulmuş gençliği sessiz çığlıkları adını verdiğim pek değerli bir işe imza attılar ki bu modeli esasında nasıl tarif etmem gerektiğini bilemiyorum. Şu anda kapkaç mağduresi gibiyim; zira elimdeki annemden ödünç rugan çantamı kaptırmamak için motorsikletle 100 metre kadar sürüklenmiş; üstelik motor mazotlu olduğundan dolayu motorun dumanından bir hayli de etkilenmiş gibiyim.
Öte yandan kuaförden de ilk çıktığımda aynada gördüğüm son görüntümden sonra kendimi düğünlerde Kapalı Çarşı’dan alınmış civciv sarısı tafta gelinlikleri, kavga kıyamet annesinin sürdürdüğü anne ruju ve üstlerine mahalle berberince bolca sim boca edilmiş maşalı saçlarıyla zıplayan küçük kızlara benzettim.
Gittiğim düğünün kokteyl şeklinde organize edilmiş ve ayakta durmamızdan dolayı tüm konuklar birer konsomatris edasında arz-ı endam eylediler… Konsomasyon esnasında bu masa senin, şu masa benim dolaşırken bir vampir misali bizi sömürmek umuduyla kare kare fotoğraf almaya fotoğrafçı ile köşe kapmaya çalıştık ki gecenin ilerleyen saatlerinde annem dayanamayarak “A-aaa çok güzel çıkmışsın.” diyerek aldı. Mamafih o çok güzel olduğumu iddia ettiği karelerde almış olduğum kilolardan ötürü sarkan gıdığımın bana bir Kabasakal havası verdiğini farkettim.
Yine ayakta durmamızdan ve bütün kan akışımızın beyin yerine ayaklarımıza yoğunlaşmasından ötürü garip düşüncelere de dalmadım değil. Bir an kendi düğünümde ellerimizde rakı kadehleri dedemle karşılıklı göbek attığımızı gördüm.
Savuşturdum bir anda…

Göğe Atılan Bakış , , ,

Jul
14

Değişim ihtiyacı

Farkettim ki hayatımda köklü değişiklikler yapma ihtiyacını çok derinden hissettiğimde ilk olarak ev ile olan tüm bağlarımı koparıyorum. Bu, zaman zaman aylara ya da yıllar yılı yaşadığım ve kendime dair tüm ritüelleri gerçekleştirdiğim mekana ve dolaylı olarak da kendime saygısızlık gibi gelse de bunu hakikatte bilinçsiz olarak yapıyorum.
Öncelikle bana bir rahabilitasyon gelen yemek pişirme işini, evde yemek yemek istemediğim bahanesiyle bir kenara itiyorum. Ardından da temizlik yapmayı çeşitli yerli yersiz gerekçelerle hep bir sonraki güne erteliyorum. En son nokta ise yatağımda uyumak yerine salondaki kanepede uyumak oluyor. Kendi yatağımı tamamiyle reddettiğimde evi ve hatta mevcut hayatımı tamamen terk etmeye hazır olduğum anlamına geliyor.
Üç gecedir düşünmekten yorulmuş zihnim yüzünden tavşan uykusu uyuyorum ve bu uykular hep kanepedeydi…

Göğe Atılan Bakış ,

May
30

Çimmek istiyorum

Kavak Yelleri dizisini seyre daldığımı zannederken esasında seyretmediğimi; bunun yerine tamamiyle arka fondan yükselen dalga sesine odaklandığımı fark ettim.
En son ne zaman tatil yaptığımı hatırlamıyorum dahi. Kızgın kumlardan koşa koşa bir hipopotam misali sinsi sinsi kendimi sulara gömüp batmayalı neredeyse 10 sene oluyor. Bırak ayağımı sokmayı denizi bile karşıdan görmeyeli neredeyse bir asır geçti. Gazetelerde denize dair fotoğraflar gördüğümde Anadolu’nun denizden uzak kasabalarındaki çocukların denizi ilk gördükleri tepkileri veriyorum; adeta yüzümden gözlerim taşıyor; çehrem ışıldıyor.
Esasında çok birşey değil istediğim. Duru bir deniz, şehirden ve kalabalıktan uzak küçük bir pansiyon, sadece benim ve Japon bey’in olduğu bir kumsal… Böyle bir yerde ılık rüzgar saçlarımı kuş yuvasına çevirirken ben sadece dalganın sesini dinlesem…
Bu sene de tatil yok sanırım…

Göğe Atılan Bakış , ,