Jan
5

Yemekteyiz Gwen

Öğrenci evinde nadir görülen durumlardan biri olan buzdolabında tencereler dolusu yemek bulunması olayına tanıklık etmeleri ve bunu kutlamak için Fulya ve Devrim bu akşam bendeydiler. Çeşit çeşit yemek bulmuş olmamızın ukalalığından olsa gerek Yemekteyiz tadında bir akşam yemeği yemiş bulunduk. Ayrıca bir çok forumda ya da feyçbuk gibi ortamlarda öğrenci evi gariplikleri ya da öğrenci evi icatları başlıkları altında incelenmek üzere Devrim turşu yerken içinden sosis turşusu diye birşey buldu. (o sosisi kahvaltıda turşunun içine kim düşürdüyse ağzına kuş pislesin.)
Bu her biri şahsına münasır çifti -ki kendileri alyans denen kelepçe ile birbirlerine geçtiğimiz yıl bağlanmışlardır- evlerine uğurladıktan sonra bulaşık dağını temizlemeye çalışırken kendimi evli gibi hissetmemden mütevellit aptal aptal sırıttığımı farkettim.
Bu çiftin kendine has güzelliğinden midir, yoksa tıpkı Medyum Memiş’in Ketoya vurduğu kötekten sonra peydah olan onlarca biyoenerji uzmanın ağzını yaya yaya anlatılan altının etkisi midir bilemiyorum ama bi yandan bulaşığı yıkarken bir yandan da “Evladım, annecim, burnunun bokunu yiyeyim yapma, yavrucum.” diye çığıracak, ardından da bir yandan bulaşıklı elini beze silerken bir yandan da kocasına kahve karacak bir kadın gibi hissettim.
Tam da bu hissiyatın orta yerinde bir telefon sesiyle irkildim ki ne irkilmek… Çalan telefonun melodisi, bir Nokia melodisiydi. “Ama benim Nokia telefonum yok ki” diye düşünürken çalan telefonu buldum ve açtım. Telefondaki ses, Fulyaydı. “İlk defa kendimi arıyorum.” dedi bana.
Soğuk ve karlı sokakta sevdiğin adamla el ele eve yürüme arzusu böyle birşeydir; koskoca çantanla beraber herşeyini unutup gidiverirsin…

Domestik Atraksiyonlar ,

Jan
3

Selda

Üniversitenin ilk yılında üst kat komşum, iki tahtası eksik Selda adında kızcağızdı. Selda’nın iki tahtasının eksik olduğunu idrak etme noktam şudur ki; şehirdışında olduğumuz zamanlarda ihtiyaç duyulur gerekçesiyle vermiş olduğumuz daire anahtarımız olmadık zamanlarda kullanmaya başlamıştı. Öyle bir rahatlık içerisindeydi ki sıçıyor ya da işiyor olmama aldırış etmeksizin sinsice dairemize ve ardından tuvalete elinde bi adet tabureyle süzülerek karşıma oturup sohbet etmeye başlıyordu. O günler bilinçaltımda derin izler açmış ki artık tuvalete girdiğimde -evde misafir olduğu durumlarda dahi- tuvaletin kapısını kapatmayı mütemadiyen unutuyorum…

Domestik Atraksiyonlar