<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GWEN + cats</title>
	<atom:link href="http://blog.gwenandcats.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.gwenandcats.com</link>
	<description>Bir halk kahramanıdır...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 15:50:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Karmaşık</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2012/02/karmasik/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2012/02/karmasik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 12:39:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göğe Atılan Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Evini gezdiriyor bana. &#8220;Eğer kalmaya karar verirsen şurası odan olacak.&#8221; diyor bana. Odaya bakmak bile aklıma gelmiyor. Kapıları açıp kapatıyor. Diğer odaları gösteriyor. Ev arkadaşlarıyla tanıştırıyor. Kimin umurunda? Suntadan bozma mutfak tezgahına yaslanmış beraber sıcak şarap içerken karar veriyorum. Ben onu alıp başka bir gezegene kaçacağım. Kırmızı bir kazak giymiş. Gözleri dalgın ve mavi. Saçları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://farm8.static.flickr.com/7144/6806395415_1b653e2b57_m.jpg" alt="" />Evini gezdiriyor bana. &#8220;<em>Eğer kalmaya karar verirsen şurası odan olacak.</em>&#8221; diyor bana. Odaya bakmak bile aklıma gelmiyor. Kapıları açıp kapatıyor. Diğer odaları gösteriyor. Ev arkadaşlarıyla tanıştırıyor. Kimin umurunda? Suntadan bozma mutfak tezgahına yaslanmış beraber sıcak şarap içerken karar veriyorum. Ben onu alıp başka bir gezegene kaçacağım.<br />
Kırmızı bir kazak giymiş. Gözleri dalgın ve mavi. Saçları yine karışık. Hep karışık. Kafam karışık.<br />
Uzun zamandır cevabını aradığım bir sorunun yanıtını bulmuş gibiyim. Tekrar dönüp bakamayacak kadar yorgun, zafer kazanmış, yılgın, bir o kadar da huzurlu ama &#8220;<em>ya sağlamasını yaptığımda yanlış çıkarsa?</em>&#8221; korkusu içindeyim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2012/02/karmasik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırık</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/kirik/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/kirik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 20:33:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göğe Atılan Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Kapı çaldı. Pek dikkate almadım. Baktım, girmiş içeri. Tanımıyordum bile. Üstü, başı kir pas. Üstü, başı savruk. Üstü, başı üzülmüş. Ayakkabılarıyla girmiş içeri. Yerler çamur, çer, çöp. Ne varsa içeri taşımış. Beklentilerini taşımış. Yaşanmışlıklarını taşımış. Üzüntüsünü taşımış. Leş gibi üzülmüş. Çöktü mutfaktaki derme, çatma masaya. Kalbini gösterdi bana. &#8220;İşte tam buradan kırdılar.&#8221; dedi. Çay koydum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kapı çaldı. Pek dikkate almadım. Baktım, girmiş içeri. Tanımıyordum bile.<br />
Üstü, başı kir pas. Üstü, başı savruk. Üstü, başı üzülmüş. Ayakkabılarıyla girmiş içeri. Yerler çamur, çer, çöp. Ne varsa içeri taşımış. Beklentilerini taşımış. Yaşanmışlıklarını taşımış. Üzüntüsünü taşımış. Leş gibi üzülmüş.<br />
Çöktü mutfaktaki derme, çatma masaya. Kalbini gösterdi bana. &#8220;<em>İşte tam buradan kırdılar.</em>&#8221; dedi. Çay koydum içi çaydan leke olmuş seramik fincana. &#8220;<em>Sen içedur.</em>&#8221; dedim.<br />
Aldım kalbini. Yıkadım, pakladım. Kiri, pisi aktı. Silkeleye silkeleye kuruttum. Kırığını yapıştırdım.<br />
&#8220;<em>Al bunu.</em>&#8221; dedim. &#8220;<em>Al bunu. Yerine koy ama dikkat et, aynı yerden kırmasınlar.</em>&#8221;<br />
Sevindi gariban.<br />
Çayını içmemiş. Lavaboya döktüm, gitti. Ondan son kalan şey de böylelikle gitti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/kirik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı&#8217;dan mesaj</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/tanridan-mesaj/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/tanridan-mesaj/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Sevda Masalı]]></category>
		<category><![CDATA[estonya]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Birşeyi çok istediğimizde evrenin bizim için çalışacağına ve dolayısıyla isteğimizin gerçekleşeceğine inanacak kadar altyapısız bir romantiklik içinde değilimdir fakat kendimi istemekten alıkoyamıyordum ve bunun çabamın karşılığında Tanrı&#8217;dan tek bir işaret beklemiştim günlerce. Rus Pazarı&#8217;nda oturmuş, düşünüyordum. Öyle ya, ne zaman biraz nefes almaya ihtiyacım olsa kendimi orada buluyordum ve görünüşe bakılırsa bu aralar pek nefes [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birşeyi çok istediğimizde evrenin bizim için çalışacağına ve dolayısıyla isteğimizin gerçekleşeceğine inanacak kadar altyapısız bir romantiklik içinde değilimdir fakat kendimi istemekten alıkoyamıyordum ve bunun çabamın karşılığında Tanrı&#8217;dan tek bir işaret beklemiştim günlerce.<br />
Rus Pazarı&#8217;nda oturmuş, düşünüyordum. Öyle ya, ne zaman biraz nefes almaya ihtiyacım olsa kendimi orada buluyordum ve görünüşe bakılırsa bu aralar pek nefes alamıyordum. Meyve ve sebze tezgahlarının arasında dolaşıp, et reyonlarında yeterince midemi bulandırdıktan sonra şehrin en ucuz kahvesini satan cafede düşüncelere dalıyordum. Yine komadan sonraki ilk nefes gelen kahve molamda Tanrı ile tek bir işaret için karşılıklı pazarlık ediyordum adeta. Umutlanmakla umutlanmamak arasında bir noktadaydım.<br />
Gerçek bir Noel görmek ümidiyle Tallinn&#8217;e doğru hareket ettiğimiz sabah günışığı bizden çok uzaklardayken şakayla karışık pazarlığımı yenilemiştim. İçimde umuttan en ufak bir kırıntı dahi yokken içimdeki fırtınaya karşı koyamadan sürüklenmemden ötürü bu tatsız şakayı sürekli yeniliyordum.<br />
Tallinn&#8217;de trenden indiğimizde istasyon çok tanıdıktı ama yeni yeni aydınlanmaya başlayan sabaha aşina değildim. <a href="http://blog.gwenandcats.com/2011/11/kar-tanesi/" target="_blank">Daha önce de sabahı burada selamlamıştım</a> ama &#8220;<em>Birşeyler eksik.</em>&#8221; demekten kendimi alamıyordum.<br />
Benim için birşeyler eksik ve doğasıyla farklı iken diğer insanlar için her sabahki rutininden farklı değildi. Gergin bir yaydan fırlamış misali işine doğru yol alan insanların dalgınlığı, şehrin vahşi sesleri, ciğer yakan yağ kokusu, Rus pazarının gürültüsü&#8230; Herşey yerli yerindeydi.<br />
Yüzüm Rus pazarına dönükken hiç de aşina olmadığım, istasyonun o ritmini bozan bir ses çalındı kulağıma derinlerden.<br />
Ses, giderek yaklaştı. Küçük bir valizdi. İstasyonun taşlarının üzerinde tekerlekleri sanki evrenin en yüksek ve ritmik sesini çıkarıyordu. Kahverengi pardesü giymiş ince, uzun bir genç adam çekiyordu valizi. Ruslara has bir kalpak giyiyordu. O&#8217;ydu.<br />
Siyah-beyaz fotoğraf karesi naifliğinde hatırladığım o saniyeden sonra tütün standının önünde durduk. </p>
<blockquote><p>-Günaydın, bayım!</p></blockquote>
<p>Yine aynı koca gülümsemeyi görerek başlamıştım güne ve işte o zaman o mekana dair herşey Tanrı&#8217;dan gelen müthiş bir işaretle beraber tamamlanmış olmuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/tanridan-mesaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regl</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/regl/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/regl/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Höykürük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Koştum.Kaslarım yanana ve damarlarımda asit dolaşana kadar koştum.Sonra biraz daha koştum.&#8220;şeklinde buyurmuştur şair efsanevi Fight Club yapıtında. Efsaneleşmesine efsaneleşmiştir Fight Club ve hatta birçok kitlelerce kabul görmek bir yana dursun ibadet haline gelmiştir fakat sorun şudur ki: Bu eser erkek elinden çıkmadır ve bu hususta rüştünü şu yolla ispatlar: Esasında kaslar asitle dolana kadar koşmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<em>Koştum.Kaslarım yanana ve damarlarımda asit dolaşana kadar koştum.Sonra biraz daha koştum.</em>&#8220;şeklinde buyurmuştur şair efsanevi Fight Club yapıtında. Efsaneleşmesine efsaneleşmiştir Fight Club ve hatta birçok kitlelerce kabul görmek bir yana dursun ibadet haline gelmiştir fakat sorun şudur ki: Bu eser erkek elinden çıkmadır ve bu hususta rüştünü şu yolla ispatlar: Esasında kaslar asitle dolana kadar koşmak da çok matah birşey değildir. Zira her kadın, koşmaksızın kaslarını asitle doldurur ve bu kadınlar için çok da şaşılacak birşey değildir. Bu yüzdendir ki, birçok kadın süpermarkete adeta sevgilisine koşuyormuşcasına kollarını açarak koşup alışveriş arabasına tüm şeker ve çikolata reyonunu dökercesine koyduktan sonra intihar ediyor izlenimi uyandırmak suretiyle tüm şeker ve çikolatayı tek nefeste yer. Yemelidir ki koşmaksızın kaslarda depolanan laktik asidi glikozuyla reaksiyonu sonucu yok ederek kas yorgunluğunu giderebilsin. <small>(Üstelik bu şekilde anlatıkdığında Fight Club&#8217;taki kadar cool bir izlenim de yaratmıyor.)</small> Rutin şekilde her pazartesi başlanan rejimin bütün bünyeyi kasıp kavuran şeker arzusu yüzünden 5 litre kola, 7 paket çikolata, 8 kutu çokomel, 4 paket cipsle bozulmasının asap bozukluğu bir kenara muhteşem bir uykudan tüm klozeti kırmızıya boyamak için iflah olmaz bir ağrı eşliğinde uyanmanın insana asabiyet veriyor olmasının gayet normal olduğu su götürmez bir gerçektir.<br />
Regl, az sevilen bir dost gibidir. Her ay gerim gerim sizi gereceğini bildiğinizden dolayı gelmesini arzu etmediğiniz, ve hatta kendisini unutmaya yüz tuttuğunuz durumlarda yüzünüzdeki sivilce popülasyonundaki artışın ivme kazanmasıyla kendini hatırlatan yine de dört gözle yolunu beklediğiniz bir dosttur. Vermiş olduğu sinir, ellerde ve ayaklarda yarattığı şişme ya da ağrıdan anırtarak ağlatması bir kenara insana arkasını kollamayı öğrettiğinden dolayı şahane bir dosttur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/regl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hassas</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/hassas/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/hassas/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 23:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göğe Atılan Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hadi anlat.&#8221; dedi biraz ürkerek. Boş şişelerin arasından dolu olan votka şişesini buldu ve her ikimiz için birer bardak hazırladı. Sakindi. Mutfak tezgahında oturmuş yukarıdan yaptığı herşeyi dikkatle izliyordum. Emindi ki bir o vardı; bir de ondan başka bir o vardı ve ona kimse dokunamadığı, belki de kimse bunu anlamadığı için içi rahattı. Ona dokunamayacağımdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<em>Hadi anlat.</em>&#8221; dedi biraz ürkerek. Boş şişelerin arasından dolu olan votka şişesini buldu ve her ikimiz için birer bardak hazırladı. Sakindi. Mutfak tezgahında oturmuş yukarıdan yaptığı herşeyi dikkatle izliyordum. Emindi ki bir o vardı; bir de ondan başka bir o vardı ve ona kimse dokunamadığı, belki de kimse bunu anlamadığı için içi rahattı. Ona dokunamayacağımdan emindi. &#8220;<em>Bazen küçük bir erkek çocuğu gibisin. Çok hassasın.</em>&#8221; dedim. Gözlerini dolu dolu olmuş şekilde aniden yüzünü bana çevirdi. Hiç bir şey demedi; diyemedi.<br />
Saatler sonra elimizde biralarla köhne bir barda sohbet ediyorken aniden sordum. Yüzündeki o kocaman gülümsemesi söndü. <strong>Neden bu hassas yanını saklama ihtiyacı hissediyordu?</strong> Evrendeki tüm havayı ciğerlerine doldurarak güç bulmaya çalıştıktan sonra dedi ki: &#8220;<em>Cevap çok basit. Çünkü ben bir erkeğim ve&#8230;</em>&#8221; &#8220;<em>Ve</em>&#8221; dedim. &#8220;<em>Kadınlar bu yanını farkettiklerinde bunu kullanıyorlar.</em>&#8221; &#8220;<em>Doğru.</em>&#8221; diyebildi sadece.<br />
Dalgın gözlerle gözlerime baktı. Cesaretine hayran kalmamak elde değildi. Kafamızı başka yönlere çevirdik aynı yöne bakıyor olsak da. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/hassas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzaktaki yuva</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/uzaktaki-yuva/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/uzaktaki-yuva/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 23:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Sevda Masalı]]></category>
		<category><![CDATA[estonya]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Tekrar rotamızın ne olduğunu bilmeden peşine düşmüştüm. Peşine düştüğüm şeyin bütün insanların ömrü boyunca arayıp durduğu bir gerçek mi, yoksa kendisini avutmasını ümit etmesinden ötürü inandığı koca bir kandırmaca mı olduğunu düşünüyordum. Gitmekten başka yapacak daha iyi bir şeyim yoktu ki gidiyordum muhtemelen. Çok sonraları Rusya sınırına en yakın ve hatta son durak olduğunu öğrendiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://farm8.static.flickr.com/7029/6546072679_4445fa879f_m.jpg' class='alignleft'alt=''/>Tekrar rotamızın ne olduğunu bilmeden peşine düşmüştüm. Peşine düştüğüm şeyin bütün insanların ömrü boyunca arayıp durduğu bir gerçek mi, yoksa kendisini avutmasını ümit etmesinden ötürü inandığı koca bir kandırmaca mı olduğunu düşünüyordum.<br />
Gitmekten başka yapacak daha iyi bir şeyim yoktu ki gidiyordum muhtemelen.<br />
Çok sonraları Rusya sınırına en yakın ve hatta son durak olduğunu öğrendiğim bir noktada indik. &#8220;<em>Tamam, biraz yürüyeceğiz.</em>&#8221; derken gözlerinin içindeki o garip ışıktan birazcıktan çok daha fazlasının beklediğini ama bu ironiden çıkarmam gereken anlamlar olduğunu anlamıştım.<br />
Karlar tüm renklerin üstünü çoktan örtmüştü ve ormanın içinden yürüyorduk. Yerlerde karların örtmeye gücünün yetmediği yaban domuzu ve çakalların ayak izleri vardı. Korkmam gerekip gerekmediğini hesaplıyordum. Sırt çantam ağırdı ama omuzlarımdaki yük daha ağırdı. Tehlike anında koşmak istemediğime karar verdim.<br />
Vücudumda oluşan ağrıları görmezden gelmek için yürüme eylemini bir makinanın görevi olarak kafamda kurgulayıp, aynı zamanda milyonlarca şey kafamda geçirerek kendimi oyalamaya çalışmışken 3.5 saat geçmişti ve elektrik ya da suyu dahi görmezden gelerek sadece uyuyabileceğim sıcak bir oda için ona yalvarmak üzereydim.<br />
Sonra bir araba aniden yanımızda durdu ve bizi alarak çok uzaklara götürdü. Uzak kelimesi bile oranın uzaklığı için yetersiz bir kelime idi zira gittiğimiz yerin dünyanın sonu olduğuna dair yemin edebilirdim. Geldiğimiz yerde kendisinden 50 metre ötesinde kendisine ait saunası ve üstü buzla kaplanmış minicik bir gölü olan ahşap bir bungalov bizi bekliyordu.<br />
Ev sıcaktı; geleneksel Eston ocağında yemekler yavaş yavaş pişiyordu; sormadan bir kadeh şarap, bolca kızarmış ekmek ve tereyağ koymuşlardı. Kısacası burası bir yuvaydı ve yaşıyordu.<br />
Alkolün cesaret duvarını yıktığı noktada saunaya girdik. Saunada oturmaya başladığım ilk beş dakika içerisinde küçücük bir kız çocuğu misali &#8220;Burası cehennem gibi.&#8221; diye mızmızlanıyorken ilerleyen saatlerde saunadan çırılçıplak dışarıya koşup buz tutmuş gölün buzlarını büyük bir gürültüyle kırıp suyun derinliğine sürüklenirken aklımın iplerini elimde tutmak için uğraşıyordum.<br />
Gölden koşarak yine saunaya girdiğimde ve terlemekten bir süre sonra şelale gibi çağlayacağımı düşündüğüm anda içeriyi aydınlatmaya karşı isteksiz olan mumun ışığında önümde diz çöktü. &#8220;<em>Hala cehennemde olduğunu mu düşünüyorsun?</em>&#8221; dedi. &#8220;<em>Peki, başlarda öyle olduğunu düşündüm ama şu anda gerçekten cennetteyim.</em>&#8221; dedim biraz çekingen. Tam yanında duran buzlu suyla dolu kovadan ince uzun elleriyle su alıp yüzümü yıkadı. Narin ellerinin asırlar boyu yüzümde kalması için dua ederken bunu defalarca tekrarladı ve &#8220;<em>Ben buradan çıkıyorum ve sen de fazla kalmasan iyi edersin.</em>&#8221; diyerek kendini dışarı attı.<br />
Yeterince cesaretimi toplayarak kendimi dışarı attım ve sadece gölden yansıyan ay ışığı ile aydınlanması yüzünden zifiri karanlık olan çimenlikte onu düşüncelere dalmışken buldum. Oturmuş sessizliği dinliyorduk, belki de birbirimizin düşüncelerini dinliyorduk. Toprak ıslaktı. Çırıl çıplaktık. Üşüyorduk. Başımı dizlerine yasladım sadece. Hiç bir anlam aramadan. Ondan hiç birşey beklemeden. Sadece onun dizlerinde bir saniye kalıp sonra geceye devam edecektim. Sarıldı bana. Sardı, sarmaladı beni. Hayatımın en şevkatli birkaç dakikasını yaşattı bana.<br />
Gecenin sonunda metrelerce uzunluktaki bir film şeridine makas atılmış misali uyumuşuz. Sabahın ilk ışıkları belirdiğinde yüzü yüzümde uyuyordu. Kalbim kalbinde uyumaya devam ettim.<br />
<a href="http://blog.gwenandcats.com/2011/10/surpriz/" target="_blank">&#8220;Beni şaşırtamaz.&#8221;</a> demiştim ama bu sefer yanılmışım. <strong>Beni şaşırttı</strong> ve çıkarmam gereken anlam bu idi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/uzaktaki-yuva/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fal</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Domestik Atraksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[melis]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[Kar yağıp yağmamak arasında kararsız kaldığı gecelerde zifiri karanlık sokakları arşınlıyordum ve evrendeki karadelikten farksız bir şekildeydi zihnim. Üzgündüm esasında ama neye üzüldüğümü bile unutmuştum. Ağlayabilsem sanki iyi gelecekti. Çorap söküğü gibi gidiveren kader kaldığı yerden yoluna devam edecek; ben hayata dönecektim ama ağlamayı bile unutabilmiştim. Asırlar boyu canımın ne yaktığını dahi hatırlayamadığım halde bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://farm8.static.flickr.com/7167/6501266355_d2d1829f78_m.jpg' class='alignleft'alt=''/>Kar yağıp yağmamak arasında kararsız kaldığı gecelerde zifiri karanlık sokakları arşınlıyordum ve evrendeki karadelikten farksız bir şekildeydi zihnim. Üzgündüm esasında ama neye üzüldüğümü bile unutmuştum. Ağlayabilsem sanki iyi gelecekti. Çorap söküğü gibi gidiveren kader kaldığı yerden yoluna devam edecek; ben hayata dönecektim ama ağlamayı bile unutabilmiştim.<br />
Asırlar boyu canımın ne yaktığını dahi hatırlayamadığım halde bu halet-i ruhiyede devinimsiz kalacağımı düşünürken birşeyler iyi gelmeye başladı. Önce küçücük bir kadın, sonra hiç ummadığım uzakta olan ve yıllardır yüzünü dahi görmediğim dostlarım sonra bir adam, ve sonrasında da çokça kadın&#8230; Kimisi sadece tebessüm ettirdi, kimisi gözlerimden yaş gelene kadar kahkahaya boğdu, kimisi ağlattı ya da kimisi sarıp sarmalayıp ruhunun içine soktu ama hepsi iyiydi.<br />
Karın Tartu&#8217;yu ziyaret etmeye karar verdiği ilk gece belki de dünyanın en huzurlu ve en sıcak evlerinden birinde birkaç kadın toplandık. Herşey yabancıydı bana. Masa etrafında toplanan kadınlarf yabancıydı. Kadınların konuştuğu dil yabancıydı. Etrafında toplandığımız antika ceviz masa yabancıydı. Masanın üstündeki yiyecekler yabancıydı. Bütün bu kafalar bana yabancıydı. Fazlaydı.<br />
Sonra zamanla dışarıda lapa  lapa yağarak şehri inatçı bir şekilde örten kara inat masa etrafında toplanan onca kadının sıcak sohbetinin içinde eridiğimi farkettim. Hepimiz bir diğerimize yabancıydık ama ait olmamız gereken yere karşın mesafelerimizden dolayı birbirmizden yana duruyor ve bir diğerimizin kalbine dokunmaya çaba harcıyorduk.<br />
O gece herşeyin bana yabancı olduğu noktada masa etrafında toplanan bütün kadınların önüne bir fincan Türk kahvesi koydum. Kahvenin sonunda herkes içinde bir umudun yeşermesi hevesiyle fallarını kapatırken artık herşey bana aşina idi.<br />
Sonra herkes kahve falı ile tanışıyor olmanın ve bunu çok mistik bir hadise zannediyor olmanın gerginliğiyle kendilerini örseledikleri noktada, tam da karşımdaki kadına palavra uydurmak için kendimi hırpalıyorken ve tam da beni dünyanın en mistik ve hatta gizemli, dolayısıyla en zeki ve bilge kadını zannediyorlarken Tanrı bir kez daha o şakacı yönünü bize göstererek elektrikleri kesiverdi. Masadakilerin çoğunun kalp krizi geçireyazdığı esnada bu ikinci şakasından ötürü Tanrı&#8217;nın gerçekten varlığı için yemin edebilirdim. Her zaman olduğu gibi dünyanın en saçma ve gülünç anlarından birinin ortasında kalmıştım.<br />
Sıra benim kaderimi anlatmaya geldiğinde bardağımı Kadri&#8217;nin ellerine teslim etmiştim. Herkes duyduğu olumlu cümlelerle rahatlamış ama hala o mistik havanın gerginliğini üstlerinden atamamışlardı. Ben ise duyacağım cümleleri zaten biliyordum ve şaşırmadım.</p>
<blockquote><p>Bir ormanın ortasında duruyorsun. Sana bu orman iyi gelmiş. Otlar var boyunca ve hepsi soğuk, serin hissi veriyor. Ellerinle otları ayırarak karşıyı seyrediyorsun ama oraya gitmeyi canın istemiyor. Sıkıntıdasın. Hayır, bu sıkıntı değil. Acı verici ve bunu sen gerçekten yaşıyorsun.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/12/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgilinin eski sevgilisi</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/sevgilinin-eski-sevgilisi/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/sevgilinin-eski-sevgilisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2011 19:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[30° Pamuklu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Bir ilişki içerisinde yaşanabilecek en anlam verilemez arızaların toplamına sevgilinin eski sevgili adı verilebilmektedir. Bu noktada arızadan kasıt iyiyi ya da kötüyü işaret edebilmekle beraber sevgilinin eski seviglisinin doğurmuş olduğu durumlar ancak ve ancak deneme &#8211; yanılma yöntemi ile kaydedilebilmektedir. Demem odur ki; sevgilinin eski sevgilisinin sergilemiş olduğu her şahane hareketin anımsanması sizin biraz daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ilişki içerisinde yaşanabilecek en anlam verilemez arızaların toplamına sevgilinin eski sevgili adı verilebilmektedir. Bu noktada arızadan kasıt iyiyi ya da kötüyü işaret edebilmekle beraber sevgilinin eski seviglisinin doğurmuş olduğu durumlar ancak ve ancak deneme &#8211; yanılma yöntemi ile kaydedilebilmektedir. Demem odur ki; sevgilinin eski sevgilisinin sergilemiş olduğu her şahane hareketin anımsanması sizin biraz daha ötelenmenize yol açabilir veyahut sevgilinin eski sevgilisinin yerine getirdiği her sinir bozucu hareketi sizin tekrar etmeniz karşısında sevgilinin içindeki yeşil dev uyanabilir. Cicim ayları olarak adlandırılan dönemde sevgili, adeta aşk için oku ile nişan almış bir Eros ya da Afrodit&#8217;ten hallice iken zaman ilerledikçe okun kazık kısmını size saplamaya çalışan minyatür bir zebaniye dönüşebilir. Tabii ki olayları karamsar yanından algılamayı bir kenara bırakıp bu Eros ya da Afrodit&#8217;in aşkıyla sizi oklarıyla vurarak kevgire çevirebileceğini de varsayabiliriz. Kısacası sevgilinin eski sevgilisi sizin hayatınızda yol, su ve elektriğe dönüşmüş bir izdüşümüdür. Astrologlara göre 12 burç vardır ve ana 12 tip insanı belirler. Kabaca bir hesapla 12 yükselen burçla 144 tip insan olduğunu söyleyebilirim. Bu sayıdan yola çıkarak aptalca bir espiri yapmak için 40 sayısına ulaşabilir ve MHP&#8217;nin 40. yılını kutlayabilirim ama ne astrolojiye kafayı takmış salak kızlardan; ne de 40 sayısına ulaşabilecek zekilerden değilim fakat kabaca hesaplarla milyarlaca insanlar ve dolayısıyla milyarlarca çeşit olduğunu söyleyebilirim. Sevgilinin tepkilerini bilebilmek ise adeta bir Nostradamus öngörüsü gerektirir; dolayısıyla bu, biraz da kumar oynamaya benzer.<br />
Bundan tam bir sene önce zamanın sevgilisi ile açmış olduğum blogda yazılmış bu yazıya baktığımda hayatımda olan değişiklikler başımı döndürüyor. Artık ben de bir eski sevgiliyim ve doğasıyla en nefret edilenim.<br />
Aslında olan biten herşeyin bir sebebi vardır mamafih herşey de olacağına varır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/sevgilinin-eski-sevgilisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Havuç</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/havuc/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/havuc/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 17:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göğe Atılan Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[Ben Gwen. Geceleri uykumdan uyanıp havuç yiyorum. Havuç yerken mutfakta duvara yaslanıp onu dinliyorum. Fark ettim ki nereye gidersem gideyim ben aynıyım. Bazen geceleri çorba da içiyorum. Zaman zaman da süt. Ben Gwen. Biz değişemedikten sonra ülkeler değişmiş, ne önemi var? Mütamadiyen havuç.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Gwen.<br />
Geceleri uykumdan uyanıp havuç yiyorum.<br />
Havuç yerken mutfakta duvara yaslanıp onu dinliyorum.<br />
Fark ettim ki nereye gidersem gideyim ben aynıyım.<br />
Bazen geceleri çorba da içiyorum.<br />
Zaman zaman da süt.<br />
Ben Gwen.<br />
Biz değişemedikten sonra ülkeler değişmiş, ne önemi var?<br />
Mütamadiyen havuç.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/havuc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kar Tanesi</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/kar-tanesi/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/kar-tanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 16:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Sevda Masalı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Günün ilk ışıkları dahi sanki hiç yüzünü gösteremeyecekmiş sanrısı yaratacak kadar bizden uzakken çıktık yola. Geride bıraktığımız şehir ıslaktı ve nereye gittiğimi dahi bilmeden sanki ona boyun eğercesine peşine takılmıştım. Gidiyorduk. Tren sarsılıyordu. Ben trende saatler boyu düşünerek sarsılıyordum. Trenin nereye gittiğini bilmiyordum. Hayatımın nereye gittiğini bilmiyordum. Vardığımız şehir gürültülüydü. İşine yetişmeye çalışan insanların rutinliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://farm7.static.flickr.com/6221/6383776405_7b10ae05f0_m.jpg' class='alignleft'alt=''/>Günün ilk ışıkları dahi sanki hiç yüzünü gösteremeyecekmiş sanrısı yaratacak kadar bizden uzakken çıktık yola. Geride bıraktığımız şehir ıslaktı ve nereye gittiğimi dahi bilmeden sanki ona boyun eğercesine peşine takılmıştım. Gidiyorduk. Tren sarsılıyordu. Ben trende saatler boyu düşünerek sarsılıyordum. Trenin nereye gittiğini bilmiyordum. Hayatımın nereye gittiğini bilmiyordum.<br />
Vardığımız şehir gürültülüydü. İşine yetişmeye çalışan insanların rutinliği ve kurulmuşluğunun yarattığı vahşilikle kuşatılmıştık. Otobüsler yanımızdan hızla geçiyordu, tramvay olağan rotasında akıp gidiyordu. Önünde durduğumuz Rus Pazarı&#8217;ndan içimi bayan sucuk kokuları, Gürcü Fırını&#8217;ndan ise kızartma yağının yakıcılığı bizi yalayıp geçiyordu. Şehir hırlıyordu adeta bize.<br />
Rotamızı okyanus kıyısına doğru yönlendirmeye karar vermiştik. Birkaç saat içerisinde okyanusu görmeyi hayal ediyordum.<br />
Tam da o anda birşeyler söylememiz gerekircesine birbirimize baktık. Birşeyler arıyor gibiydik. Uygun kelimeleri arıyorduk belki de. Gözlerimizin derinliklerinde birşeyleri, çekmecelerin derinliklerine hapsedilmiş ve en uygunsuz zamanda karşımıza çıkıveren can yakıcı hatıraları, aylar önce üzerimizden çıkarıp kenara koyduğumuz inançlarımızı arıyorduk sanki. Belki de sadece birbirmizi aradık.<br />
Trafik durdu. İnsanlar yeryüzünden silindi gitti. Kedilerin böğürmesi durdu. Şehirin hırlaması kesildi. Evren ayaklarımızın altından kaydı.<br />
Okyanusun hayaliyle zihnimi doldurmuşken mavi gözlerinin içindeki sonu olmayan okyanusla karşılaşmıştım. Telaşlıydım. Paniğe kapılmıştım. Okyanustan çıkıp gelecek vahşi bir hayvan tarafından kuşatılmaya açık bir haldeydim. Kendim için tehdit oluşturuyordum besbelli.<br />
Asırlar boyu sanki birbirimizin gözlerinin içine bakmışken aniden bembeyaz tek bir kar tanesi telaşlı bir şekilde aramızdan süzüldü ve toprağa düştü.<br />
&#8220;<em>Bu, yılın ilk kar tanesiydi.</em>&#8221; dedi gözlerini ait olduğu yerden almadan. &#8220;<em>Evet</em>&#8221; dedim ama o kadar tiz bir sesti ki yarattığımız o boşlukta tıpkı o kar tanesi gibi eriyip kayboldu sanki ona varmadan.<br />
Kaşlarım keman gibiydi. Hayat gazino sahnesiydi; ben de perde arkasından şarkı söyleyen Safiye Ayla idim. Korkak ve mağrur. Bir bardak suda fırtına kopsun, bir kaşık suda boğulayım, okyanusun derinliklerine gömüleyim istiyordum.<br />
Saatler sonra okyanusun kıyısında ince bir kar tabakası ile örtülmekten yorgun gözüken ıssız bir kumsalda Rus yapımı bir fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekiyordu. Bense tüm okyanus suyunu burnuma çekerek ciğerlerimi yakma eğilimindeydim.<br />
Kalbim göğüs kafesimi büyük bir gürültüyle yırtıp çıkmış, &#8220;<em>Ne olur beni al.</em>&#8221; diye yalvarıyordu adeta.<br />
Sadece bana iyi gelsin istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/kar-tanesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

