<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GWEN + cats &#187; sağlık</title>
	<atom:link href="http://blog.gwenandcats.com/etiket/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.gwenandcats.com</link>
	<description>Bir halk kahramanıdır...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 15:50:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Regl</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/regl/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/regl/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Höykürük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Koştum.Kaslarım yanana ve damarlarımda asit dolaşana kadar koştum.Sonra biraz daha koştum.&#8220;şeklinde buyurmuştur şair efsanevi Fight Club yapıtında. Efsaneleşmesine efsaneleşmiştir Fight Club ve hatta birçok kitlelerce kabul görmek bir yana dursun ibadet haline gelmiştir fakat sorun şudur ki: Bu eser erkek elinden çıkmadır ve bu hususta rüştünü şu yolla ispatlar: Esasında kaslar asitle dolana kadar koşmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<em>Koştum.Kaslarım yanana ve damarlarımda asit dolaşana kadar koştum.Sonra biraz daha koştum.</em>&#8220;şeklinde buyurmuştur şair efsanevi Fight Club yapıtında. Efsaneleşmesine efsaneleşmiştir Fight Club ve hatta birçok kitlelerce kabul görmek bir yana dursun ibadet haline gelmiştir fakat sorun şudur ki: Bu eser erkek elinden çıkmadır ve bu hususta rüştünü şu yolla ispatlar: Esasında kaslar asitle dolana kadar koşmak da çok matah birşey değildir. Zira her kadın, koşmaksızın kaslarını asitle doldurur ve bu kadınlar için çok da şaşılacak birşey değildir. Bu yüzdendir ki, birçok kadın süpermarkete adeta sevgilisine koşuyormuşcasına kollarını açarak koşup alışveriş arabasına tüm şeker ve çikolata reyonunu dökercesine koyduktan sonra intihar ediyor izlenimi uyandırmak suretiyle tüm şeker ve çikolatayı tek nefeste yer. Yemelidir ki koşmaksızın kaslarda depolanan laktik asidi glikozuyla reaksiyonu sonucu yok ederek kas yorgunluğunu giderebilsin. <small>(Üstelik bu şekilde anlatıkdığında Fight Club&#8217;taki kadar cool bir izlenim de yaratmıyor.)</small> Rutin şekilde her pazartesi başlanan rejimin bütün bünyeyi kasıp kavuran şeker arzusu yüzünden 5 litre kola, 7 paket çikolata, 8 kutu çokomel, 4 paket cipsle bozulmasının asap bozukluğu bir kenara muhteşem bir uykudan tüm klozeti kırmızıya boyamak için iflah olmaz bir ağrı eşliğinde uyanmanın insana asabiyet veriyor olmasının gayet normal olduğu su götürmez bir gerçektir.<br />
Regl, az sevilen bir dost gibidir. Her ay gerim gerim sizi gereceğini bildiğinizden dolayı gelmesini arzu etmediğiniz, ve hatta kendisini unutmaya yüz tuttuğunuz durumlarda yüzünüzdeki sivilce popülasyonundaki artışın ivme kazanmasıyla kendini hatırlatan yine de dört gözle yolunu beklediğiniz bir dosttur. Vermiş olduğu sinir, ellerde ve ayaklarda yarattığı şişme ya da ağrıdan anırtarak ağlatması bir kenara insana arkasını kollamayı öğrettiğinden dolayı şahane bir dosttur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2012/01/regl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marilyn</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/marilyn/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/marilyn/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 10:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Sevda Masalı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Gözlerimi kapatıyorum. Ve açıyorum. Eğer ona bir lakap bulmak gerekseydi sanırım Marilyn olurdu. Kadınlara yakışan bir hassasiyeti ve narinliği vardı. Bazen bu hassasiyet karşısında kadın olarak korkardım. Hayatımın ortasına bomba gibi düşen davetsiz misafir gibiydi Marilyn. Bir gece ona dostum olarak başımdan geçen birbirinden boktan olayı anlatıyorken, buyur dahi etmemişken çat kapı giriverdi hayatıma. “Olmaz.” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerimi kapatıyorum.<br />
Ve açıyorum.<br />
Eğer ona bir lakap bulmak gerekseydi sanırım Marilyn olurdu. Kadınlara yakışan bir hassasiyeti ve narinliği vardı. Bazen bu hassasiyet karşısında kadın olarak korkardım.<br />
Hayatımın ortasına bomba gibi düşen davetsiz misafir gibiydi Marilyn. Bir gece ona dostum olarak başımdan geçen birbirinden boktan olayı anlatıyorken, buyur dahi etmemişken çat kapı giriverdi hayatıma. “<em>Olmaz.</em>” demiştim. Sahi ya, olmazdı da gerçekten.<br />
Koskoca bir savaştan çıkmıştım adeta. Savaş boyalarım akmış, yara almış, ağır ağır batıyordum. Ne birinin beni toparlamasına karşı isteğim, ne de –daha kötüsü- inancım vardı. “<em>Yorgunum.</em>” dedim sesimdeki belirgin yorgun ifadeyle. “<em>Sana özveride bulunamam.</em>” “<em>Senin bir şey yapmana gerek yok. Ben senin iyi olman için herşeyi yaparım.</em>” dedi Marilyn.<br />
Bazen şans eseri herşey yolunda gitmiş olabilir ve kaçınılmaz olarak içeri buyur etmeksizin size gelen davetsiz misafirler hayatınızda baş köşeye oturabilir. Esasında sonu acıklı her aşk hikayesi de böyle başlar.<br />
Ortada hiç sebep yokken, tek bir sebep dahi yokken ben de istedim onu ve onu tutup hayatımın tam merkezine koydum yine hiçbir sebep yokken. Sonrasında gereksiz bir “<em>Sana aşığım.</em>” cümlesi sarfiyatı gerçekleşti. Oysa ki ben ondan ne bana aşık olmasını, ne hayatının merkezine yerleştirmesini, ne de başka birşey beklemiştim; ona verebileceklerimden fazlasını ondan beklememiştim.<br />
Sonra aylar ayları kovaladı ve aşık olduğu huylarım ona çok gelmeye başladı ve bu yüzden doğasıyla aramızda sebebi bu huyları değiştirmeye dayanan çetin bir savaş gelişti. Sonra, tabii ki, birşeyler yoluna gitmedi ve şahane giden bir yıldan sonra şahane şekilde ayrıldık.<br />
Ayrılmamızın akabininde gelen üçüncü günde bana karşı hesapsızca sarf ettiği cümleleri bir başka kadına saçtığını ve hatta noktasına, virgülüne dokunmaya bile zahmet etmediğini fark ettim.<br />
“<em>Senelerdir onu seviyordum ben.</em>” diyordu ama ben en başında beni çıkardığı noktadan daha da derine düşmüştüm ki duyamıyordum.<br />
Gözlerimi kapatıyorum.<br />
Ve açıyorum.<br />
Eski bir binadayım. Takvimlerin ya da saatlerin neyi işaret ettiğinin öneminin olmadığı bir noktada duruyordum. En az bina kadar eski bir adam gözlüklerinin burnunun üstüne düşürmüş bir tomar kağıdı inceliyor. Yüzünün çizgileri dile gelse “vahim” derdi. Binadan yükselen eski kokusu kadar vahimdi herşey.</p>
<blockquote><p>
- Sonuçlar iyi değil.<br />
- Yani?<br />
- Yani ölüyorsun.<br />
- Yani?
</p></blockquote>
<p>Ölmek mi daha vahimdi, yoksa kalan kısacık zamanını çekinmeden ellerine teslim edebileceğin adamın bu hayatı kabul edemeyecek kadar korkak olması mı bilemiyordum.<br />
Gözlerimi tekrar kapatıyorum.<br />
Ve açıyorum.<br />
Evin en kuytuda kalan, karanlık köşesinde taburede resmen tünemiş şekilde oturuyorum. –Küçük İskender’in de tabiriyle- Bu şehirde havuç ve yalnızlık yiyorum.<br />
Beraber uyandığımız sabahları düşlüyorum. Hala o delik deşik t-shirtlerini giyiyor musun? Ya o kahraolası kedin? Hala sabahın köründe uyandırıyor mu seni? Beraber aldığımız montunu giyiyor musun? Sıkı sıkı sarılıyor musun ona? Hava çok soğuk mu orada?<br />
Burada hava çok soğuk ve ben suçu aramızdaki onca mesafeye atmaya meyilliyken asıl sorunun sevgisizlikten kaynakladığını görmek beni incitiyor.<br />
Birbirlerini gerçekten seven insanlar biribirleri için ağlıyorken benim tam burada senin için ağlıyor olmam mı, yoksa ağlamayı dahi beceremiyor olmam mı daha can yakıcı bilemiyorum.<br />
Ben üzülüyorum, sen günde bir kere bile adımı anmıyorsun.<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=_jfhbTQfdZk&#038;feature=share" target="_blank"><strong>youtube</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/11/marilyn/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kalp ağrısı</title>
		<link>http://blog.gwenandcats.com/2011/09/kalp-agrisi/</link>
		<comments>http://blog.gwenandcats.com/2011/09/kalp-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 20:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GWEN + cats</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.gwenandcats.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Halide Edib Adıvar&#8217;ın ortaokul yıllarımda okuma fırsatı bulduğum şahana bir romanıdır Kalp Ağrısı. Günümüzde sinemaya, diziye, baleye, folklöre, herşeye uyarlanabilir hale gelmiştir. Öte yandan bu kitaba dair hatırladığım en çarpıcı ayrıntı dönen yarı-masumane entrikalardır. İşte tam da bu günlerde bu romandaki entrikaları aklıma getiren ağrı çekmekteyim. Tam olarak kalp ağrısı sayılmaz; zira dişimde başladı ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halide Edib Adıvar&#8217;ın ortaokul yıllarımda okuma fırsatı bulduğum şahana bir romanıdır Kalp Ağrısı. Günümüzde sinemaya, diziye, baleye, folklöre, herşeye uyarlanabilir hale gelmiştir. Öte yandan bu kitaba dair hatırladığım en çarpıcı ayrıntı dönen yarı-masumane entrikalardır.<br />
İşte tam da bu günlerde bu romandaki entrikaları aklıma getiren ağrı çekmekteyim. Tam olarak kalp ağrısı sayılmaz; zira dişimde başladı ama dişimde lokalize olmaktan çıkarak genele yayıldı. İşin entrika kısmı da burada başladı.<br />
Hekimler vücuttaki kaçıncı en güçlü ağrı olduğunu tartışa dursun; ben bu zamana kadar bu kadar şiddetli ve inatçı bir ağrı yaşamamıştım.<br />
O matkap altında kendimi yandaşlarını ele vermemek için çabalayan bir tutsak gibi hissedeceğim düşüncesiyle kendimi örselediğimden ötürü başımın zaten evvel ezelden hoş olmadığı dişçilerle randevumu başka baharlara ve hatta başka yüzyıllara ertelemiştim. Oysa ki diş ağrım, süprizlerle dolu bir sevgili gibi cömert ve inatçı; ben ise siyah kuşak bir şanssızmışım. Daha Estonya&#8217;ya ayak bastığımın ilk günlerinde 21 pare top atışını aratmayan ihtişamıyla beni karşıladığından ve her geçen gün daha da artan bir coşku ile beni kucakladığından ötürü yakıp yıkma ve hatta asıp kesme arzusuyla donanmıştım.<br />
Geceler boyu köhne dairemizde lavabonun yanına çektiğim taburede oturup yüzüme soğuk kompres yapıp ağrımın geçmesi için dua ederken uyuyayazdığım anlarda adeta bir korku filmi unsuru haline gelmişken bu sancıyı durdurmanın en mantıklı yolunun bir diş hekimine gitmek olduğuna karar verdim. Diş hekimine gitmek ve fobi kaynaklı iç çekişmeyi sabahın altısında yaşarken camı açıp kendimi aşağı atmak daha yakın bir ihtimal geldiyse de diş hekimine gidebilecek kadar cesaretimi toplayabilmiştim.<br />
Sonuç itibariyle &#8220;<em>Ben çok cesur bir insanım.</em>&#8221; diyerek kendi kendimi cesaretlendirerek diş hekimine gittim ve kapıdan girerken hemşire sandığım esasında doktor olan hekime kendimi emanet ettim. Dişçi koltuğunda çokça gözlerimi kapadığım zamanlardan arta kalan tavan izlenimlerimde &#8220;<em>ha acıdı, ha acıyacak.</em>&#8221; diye düşünürken &#8220;<em>Şimdi ilaç koyuyorum.</em>&#8221; dediğimde aslında bu diş hekimi deneyiminin her gözümde büyüttüğüm -<small>yumurta kapıya gelene kadar yapmaktan kaçınıp, son dakikada tabanlarımızı kıçımıza vurdurup on dakikada biten</small>- işlerden biri gibi olduğunu farkettim.<br />
Şimdi ise çekilmesi için hekime türlü maymunluk yapmaya razıyken sırf cherry domates fidesinden az boyluca hekim hanım &#8220;<em>Bunu kurtarabiliriz.</em>&#8221; dedi diye kanal tedavisine başlanmış, kocaman oyulmuş bir dişim var.<br />
Herşey bir yana; çokça çeşit intihar yöntemi türetmek ya da milyonlarca cehenneme gitme yöntemi keşfetmek mi istiyorsunuz? O zaman diş ağrısı çekin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.gwenandcats.com/2011/09/kalp-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

