10
Yaşlandım0
Kendimi yılbaşı gecesi olağanca coşkusuyla devam ederken herkesin uğruna gece yarsını beklediği dansözler gibi hissediyorum. Zamanı geçmiş, dolayısıyla içi de geçmiş, amacını ve gayesini yitirmiş…
Oysa ki zamanında TRT’nin katı kuralları yüzünden birkaç milim daha fazla memesi görünecek gerginliği yaşarken tüm bu gerginliği yüzündeki kocaman çapkın bir gülümsemeyle gerdan kırıyorken şimdilerde her bölgesinin yer çekimine yenik düşmesinden ötürü köhne evlerde ölmeye yüz tutşmuş, haberlerde manşet manşet gözlere sokulan “Yeşilçam’ın emektarı” gibiyim.
Bırak gerdan kırmayı, parmağımı kıpırdatmaya bile halim yok.
Kafa kağıdıma inanmak bi yana; aynada gördüğüm kafaya bile inanamıyorum. Bu ben miyim?
25
Masal
Her sıradan gecede olduğu gibi en hayretler içerisindeki çocuk bakışımı takınıp “Bana masal anlatsana.” demiştim yorganı üstüme usulca örttüğü sırada. Üzerimi üşümemem için sıkıca örterken “Bu gece anlatacak masalım yok ki.” demişti.
Oysa ben her gece olduğu gibi hep aynı yerde yarım kalan “turuncu saçlı kızı uzaktan gören sarı Lacoste’lu çocuğun masalı“nı dinlemeyi bekliyordum.
Israrlı olmama rağmen masal anlatmadı belki ama sarmaladığında beni bile küçücük bırakan kollarıyla boynuma sarılmıştı o gece.
İki sevgili gibiydik. İki dost, iki kardeş, baba ve kızı, oğlu ve annesi ya da sadece bizdik.
Zaman yoktu. Mekan yoktu. Sadece yeryüzünde ikimiz vardık. Cırcır böcekleri dahi bizim için şarkı söylediler sanki.
Umarsızca dökülen gözyaşlarıma aldırış etmedim en başta ama gözlerimden akan sele kapılıp gideceğinden o kadar korktum ki utangaç bir tavırla elimin tersiyle sildim attım hepsini.
Utanıyordum çünkü neden ağladığımı dahi bilmiyordum.
Aslında farkında değildim ama o bizim son gecemizdi.
Belki de masalın sonu kafalarda çoktan yazılmıştı.
15
Sapık
Uzun yıllar bir cilt hastalığıyla mücadele vermekten ve bu hastalığın tek ilacı olan kortizonu kullanmak suretiyle “kaş yaparken göz çıkarma” misali hastalığı iyileştirirken cildimin kalitesini bozmamdan mütevellit (bir zeplin boyutuna ulaşmamdan bahsetmiyorum bile…) resmen sapığa bağlamış durumdayım.
Ana haber bültenlerinde yılın moda olacak muhtelif markalardaki mayo katalog çekimleri haberlerini izlerken yanındaki ekürisini dürterek “Karıdaki pilava bak la!” tadında tepkiler veren abazan Türk genci tadında, bebeksi tenli kadınların kollarına bakarak “Offf. Kollara bak beh!” diye iç geçirir oldum.
“İnsanlık için büyük bir adım olacak bir değişim yaratmak sizin elinizde.” deseler “Cildim eskiden olduğu gibi porselen olsun!” önermesinde bulunurdum.
12
Mesajı yanlış anlaşılan kızın hazin hali
Yüzüne kezzap atılmış Bergen’in ibretlik yaşam öyküsünün solda sıfır kalacağı, pavyondan çekip alınmış bir Muhterem Nur mulisliğiyle yaşadığım şu hayatta çektiğim sıkıntı ve acının yüzüne yansımasından mütevellit bu izleri kapamak münasabetiyle makyaj bağımlısı olup çıkmaktan korkuyorum.
Tanrı bana öyle bi hayat kurgulamış ki -sağolsun- sanki Tarantino ile kolektif bir iş başarmışlar… Sanat yönetmeninin Andy Warhol olmasından mütevellit alergorilerle dolu.
Artık verdiğim mesajları doğru alsan diyorum?
9
Senin hiç ağlarken yol tarif etmişliğin olmuş muydu, Gwen?
Gözyaşlarının yine sel olduğu bir günü yaşamaktayım; zira garip bir şekilde -kitleleri peşimden sürükleyen bir kişi olduğumdan mıdır bilemiyorum- bu olumsuzluğun gayet farkındaydı.
Okula adımımı attığım ilk dakikadan itibaren yaymış olduğum o kokuşmuş enerjiden olsa gerek atölyeye giren her şahıs daha kimseye selam dahi vermeden etrafımda türlü türlü maymunluklarını sergilediler. Enerjiyi çok yoğun yaydığımdan olsa gerek Büşra, büyük bir empati örneği sergileyip evden çıkarken “Bugün kesin Gwen’in morali bozuk.” diye içinden geçirmiş. Atölyede “Sen iyi misin?” diye soran hocaya “evet” anlamında kafamı salladıysam da esasında farkında olmadan kadının suratına “böhühühü” şeklinde böğürmemek için dudaklarımı içeri doğru göçertmiştim.
Sakince oturup işime odaklanmaya çalıştığım esnada akan gözyaşlarının guajı boyayı bozduğunu farkettiğimde kendimi dışarı attım. Sümüğümü etrafa çaktırmadan penyemin koluna silip iz yapmaması için dua ederken “Tevekkeli arkadaşlarım bir harika!” diye içimden geçirdim. Zira sabahtan beri kendime gelmem için 30 yaşında bir kadın rus revü kızı gibi önümde dans etti; 1 saat sonra teslim edilecek işe hanüz yeni başlıyor olmasına karşın Dilara işini yarım bırakıp beni dinledi… Ama hepsinin ötesinde günümü aydınlatan şu oldu:
Büşra ile oturmuş tam da ona “Ulan, biz birbirmize sinirlendikçe hırslandık. hırsımızla zarar verdikçe daha da çok bağlandık.” şeklinde Yıldız Tilbe şarkılarından fırlamış izlenimi yaratan bir laf etmişken bu esnada yanımıza yanaşan iki adet dişle soyulmuş langa hıyarı kılıklı herifin “Pardon, iç mimarlık nerde?” sorusuyla irkildim. O anda yanaklarımdan sağanak yağmur şeklinde akıp giden gözyaşlarını ne yapacağımı idrak edememişken Büşra’nın iç mimarlık tarifinin başarısız olması üzerine bir arkadaşın tabiri ile Superman gibi uçmakta olan bulut kümesine bakıp “Siz minibüs yolunu takip edin. Bulursunuz.” gibi yarı şuursuz bi cevap verdim. Bir embesilin dahi kolaylıkla anlayacağı yol tarifimi idrak edememiş bu iki balta sapına defahatle yolu tarif etmem sonucu yaklaşık 5 dakika kadar hem ağlayıp, hem de İzmit’i anlatma çabam en sonunda Büşra’nın bana şu soruyu sormasına sebep oldu:
Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi arkadaş, problem, sıkıntıSenin hiç ağlarken yol tarif etmişliğin olmuş muydu, Gwen?






