11
Emeğe saygı +rep pls2
Kitap okumayalı öyle uzun zaman oldu ki; sanki en son okuduğumda Çinliler kağıdı yeni yeni icat ediyorlardı. “Eskiden kitap okumak benim için nefes almak gibiydi.” buram buram entelektüel olma kaygısı kokan, bolca hanzoluk taşıyan tavır bir yana; etrafımdaki birçok yaş ve statü olarak denklerimin pembe kapaklı, İpek Ongun’un az erişkin hali tadında kitaplar okuyorken kendimce hiç fena sayılmayan bir anlayışa sahip olduğumu söylemeyi bir borç bilirim…
Kitaplarıma fetiş derecesinde değer veriyorken bugün, asırlardır kitap okumuyor olduğumu farketmek beni ziyadesiyle utandırdı. Sanki kitapları bir kenara bıraktığımdan beri zihnimin çalışmasını da durdurmuş gibi hissettim. Utanmamı örtbas etmek için “Çok yoğunum.” gibi bahaneler uydururken bu suçluluk duygusu içerisinde kendimi bir kitapçıda yarım kitaplık dolusu kitabı çantama dökerken farkettim.
Bu suçluluk duygusundan kurtulmanın akabininde duyduğum o müthiş huzurla birlikte dimağımın tekrar ışık saçtığını, adeta öklere çıkarak bir sailormoon gibi olduğumu hissettim.
Öte yandan zihnime yararlarını düşünerek sevinmem bir yana dursun; bedensel olarak bazen sancılı olabiliyor…
Ergenliğinin ortalarında bir birey iken bir gece vakti yatağıma uzanmış, ayaklarımı mortu çekmiş sütçü beyiri misali havaya dikmiş kitap okumaktayken babam odamın kapısında duruverdi:
- Ne yapıyorsun sen?
- E, kitap okuyoruuuuğm.
- Nedir o kitap?
- Küçük İskender’in Cangüncem isimli kitabı.
- Ne kadar zamanda yazmış o adam o kitabı?
- Günce olduğu için sanırım 7-8 yıllık günlüklerinden oluşuyor.
- O kitap 7-8 yılda yazılmış ve sen bu şekilde uzanarak okuyorsun, öyle mi?
İşte, bu diyalog sonucunda Objektif programının vermiş olduğu insanlık dersinden daha büyük insanlık dersi almamdan mütevellittir ki; yanaklarım adete iki göt lombağına dönüşmüştür ve o gün bugündür kitap okurken kız istemeye giden ortayaşına yakın abazan adam sümsüklüğünde oturarak, ibadet ediyormuşcasına saygı içerisinde kitaplarımı okurum.
Sen ne gerizekalısın, baba…






