Apr
13

Özgür karı

Nil Karaibrahimgil’in bize pompalamış olduğu sırtına çantasını vurmuş diyar diyar gezen; tavuğu, eşşeği, öküzü, en som olarak da oğlanın birini ardına takan özgür kız imajı bir kenara dursun; gece vakti sokakta tek başıma gezdiğimde kendimi çok özgür hissediyorum.
Neden olduğunu idrak edemiyorum fakat bahar ya da yaz aylarında sokaklarda kimseler yokken gezerken kendimi çok güvende, özgür ve huzurlu zannediyorum.

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi

Mar
18

Çar-Pa

Bugün bir kez daha idrak ettim ki bir erkeği hayata küstürmenin ya da kendinden tiksindirmenin en garanti yolu çarşamba pazarına götürmektir. Zira bu gibi yerlerde erkekler, evlerinde alıştığı kadın profilinin çok daha dışında manzaralarla karşı karşıya kalabiliyor.
Evlerinde erkeklerinin bir dediğini iki etmeyen ve mülayim bir ev hanımı izlenimi kadınlar, pazarda tezgahta birer katile dönüşebiliyor. Bir dedektif edasıyla tezgahın en derininden arayıp bulduğu pazen donu başka bir kadına -ki o artık başka bir kadın değil; bir rakiptir- kaptırmamak için rakibinin kafasını tek hamlede koparabilecek bir atmaca kadar yırtıcı ya da Erol Taş filmlerinde tavuk butu yiyen adamlar kadar vahşi olabilir. Buldukları fistanı karşı tarafa kaptırmamak, adeta bir yaşamla ölüm arasında ince bir çizgidir, savaştır.
Ayrıca bir kez daha kavradım ki mahalle teyzesi deyip geçmemek lazım… Pazenlerin yanında sergilenen tüylü, çıngıraklı, bol retro desenli ya da kırmızı dantelli kilot-sütyen kombinasyonlarına bakarsak geniş bir hayal gücü ve renkli bir cinsel hayatı var bu teyzelerin. Üstleri pişirdikleri kapuskadan dolayı osuruk gibi koktuktan sonra bunları giydiklerini düşünmek istemiyorum…

Fasalite , , ,

Feb
22

Yoğurtlu havuç

Kendini iyi hissedebilmek için kafasına bir ton kimyasalı boca eden yegane yaratık kadınlardır şüphesiz. Vitrinde beğendiği elbisenin üstünde güzel durmamasından sevgilisinden boynuz yemeye, regl sıkıntısından menopoz öf-öfüne doğru uzanan bir kartelda çok çeşitli sıkıntılara ve hatta yersiz kuruntulara sahip olabilecek kadınlar bunları bastırabilemk için soluğu anında kuaförde alırlar.
“Gwencim nassın? İyi misin? Allah iyilik versin. Annen güzel, sen çirkin.” dediklerinde ağzımı açıp tek kelime edebilecek halim kalmadığını anladığım noktada ben de bir rehabilite yöntemi olan saç boyamayı kendime görev biçtim.
Sonuç olarak güzel bir renk çıkacağı avuntusuyla manda boku kıvamında kardığım boyayı saçıma sürmeye hazırlanırken kafama sürmekte olduğum şey yüzünden aklı selim olmadığımı idrak ettiğim noktada “Zaten 80.000 bakımım gelmişti. E boyamam lazımdı bi yerde.” diyerek bu yaptığımın çok da salakça birşey olmadığına inandırdım kendimi.
Şu anda boya mahiyetinde saçıma sürdüğüm turuncu şap ve boyanın etrafa bulaşmaması ümidiyle kafama sarmaladığım bone ile adeta annemin hazırlayıp kokmasın diye buzdolabına poşetleyip koyduğu bir tabak zeytinyağlı yoğurtlu havuç misali oturuyorum.
Yarım saat sonra duştan rehabilite olmuş şekilde çıkıp dünyanın en güzel ve en sorunsuz kadını ben olacağım. Garanti ederim…

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi ,

Jan
29

Pamuklu Prenses

Günlerdir bir masalın içindeyim adeta yedi cücelerim; kaşıntılı, şirret, terli, miskin, şişkin, dalgın ve manyak ile beraber…
Her ay kadın olarak doğmamış olmayı diliyorum ve her dakika günah çıkararak Tanrıça’ya şükrediyorum…
Marion zimmer Bradley’in Avalon’un Sisleri‘nde buyurduğu gibi:

Tanrıça, armağanlarını reddedenlere daha fazla armağan yağdırmaz…

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi