Mar
8

Anne tribi

Kuzenimle yorgun bir günün ardından “Ne kadar yorucu bi gündü yau!” konulu sohbetimizi yaparken sevimli bir şekilde onun yüzüne gülümserken diğer yandan da sandwichlerimiz için kızartmakta olduğum sosisin büyük kısmını onun ekmeğinin içine çaktırmadan boca ettim.
Anne tribi değil de ne bu?

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi , ,

Jan
28

Elimin hamuruyla karı işi

Her kadının ömründe mutlaka yapmış olduğı “Aslında ben erkek doğmalıymışım. Erkek doğsam zaten kesin piçin teki olurdum.” geyiğini bir yana bırakırsam hakikaten bugün idrak ettim ki kadın olarak biraz yanlış programlanmışım.
Nereden icat ettiğimi bulamamakla beraber ekmek ile bir aşk yaşamaktayım ki sitelerden otlusu, peynirlisi ya da bilimum zeytinlisinin tariflerini açıp açıp fotoğraflarıyla kesişmekteyim. Kesişmek iyi, hoş da yapmak için sıvadığım kollarıma kuşlar pislesin.
Bir kadın hamur işinde bu kadar mı beceriksiz olur?
Tamam, benim hamur konusunda beceriksiz olacağım heykel çamurunu yoğurmamdan belli idi ama yaptığım ekmek hamuru da bu kadar mı görüntü ve tat itibariyle heykel çamuruna benzer?
Tevekkeli annem o çağdaş sanatın yegane örneği olan ekmekçik heykelleri görünce delirmedi…

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi ,

Nov
16

Devrim Deniz

Hayatlarını küçücük bir prensle taçlandıracaklarını öğrendiğimiz gün ağlamakla çığlıklar atarak kollarımız iki yanda açık çığlıklar eşliğinde koşmak arasında kalkmaktan ötürüdür ki olayın ciddiyetini çok kavrayamamıştık. Mamafih gün be gün Fulya’nın içinde büyüttüğü o prensin Fulya’yı bir file benzetişine ve karnına ardı ardına tekmeler savurmasına tanıklık ettim.
İşte bu küçük prens, daha 10 günü almasına rağmen dün öğlen doğumgününü kutlamakta olan annesine belki de bir kadının hayatının en güzel ve anlamlı hediyesini verircesine kucağına gelivermiş.
Bense her evresinde bu bebeğin büyümesine tanıklık eden bir kadın olarak halen garip bir sarhoşluk hali içerisindeyim. Bir yanım, Fulya ve Devrim için çılgınlar gibi sevinirken; bir diğer yanım, belki de hiç bir zaman içimde bir çocuğu taşıyamayacağım gerçeğini tokat gibi yüzüme çarparak beni çıldırtıyor.
Kendimi örseliyorum; böylelikle sivriliklerimi törpülüyorum…
Yine de hoşgeldin Deniz. Seni seviyorum. Kendi çocuğum gibi…

Göğe Atılan Bakış , , ,

Aug
20

Genetik bu

Bir kış günü çılgın bir ilkokul öğretmeni, san’at aşığı olan bizleri ücretsiz ders eğitim verdiği vakıfa götürüp birbirinden yetenekli çocukların resimleri gösterirken bir terslik olduğunu sezmiştim. Orası biribnirinden pırıl pırıl çocukların eğitildiği bir vakıftı mamafih içeride eşşek ölüsü gibi bir koku vardı. Japon Bey’le anlamsız gözlerle birbirimze bakıp Fulya ve Devrim’e durumu çaktırmamay çalışırken içimden “Yine osurdu ya bu adam.” diye sayıklamaktaydım.
Tam bu esnada Japon Bey de “Ben ter mi kokuyorum lan!?” diye geçirip terin bu kadar acayip kokmasının sebebinin dün akşam yediği üç tabak dolusu pilav yüzünde mi, yoksa onun üzerinde serpiştirmiş olduğu altı kepçecik pastırmalı kuru fasulyeden mi kaynaklandığını düşündüğü esnada birden bu buram buram kültür kokan ve daha sonradan bu koku üstüne eşşek ölüsü kokusu sinmiş olan eğitim yuvasına bu kokuyu ellerimizdeki taze soğan, pırasa, brokoli, karnabahar, salatalık dolu poşetlerle taşıdığımızı farketmiş bulunduk.
Genç öğretmenin kibarlığından mıdır, yoksa gecenin geç saatine kadar orda çalışmanın verdiği açlıktan mıdır çözemedik fakat ağzını açıp tek kelime etmemişti.
Yapmış olduğumuz “eğitim yuvasına taze soğan eşliğinde teşrif etme” denyluğunu henüz içimize sindirememiştik ki; yine kültür ve eğitim dolu gezintimizde sahafı baştan aşağı soğan kokularına boyayıvermiştik. Sahafın “ne alırsan 50 kuruş, 1 TL.” kampanyasının olduğu bir gün, içerisi tıklım tıklım doluyken bu denyoluğu yapmış olmamız ortamı ziyadesiyle şenlendirmiş olabilir fakat kendi denyoluğumuzu oturup düşünmemiz gerekliliği açısından bizim için büyük bir adımdı.
Tam da bu salaklıklara gülüp geçmişken geçtiğimiz hafta rapor almak vesilesiyle evimin yakınındaki Halk Sağlığı Merkezi’ne gittiğim esnada annemin kaşla göz arasında yok olduğunu farkettim. Raporumu almak için görevlinin masasının önünde bekliyorken geçmişten gelen, çok tnaıdık bir koku ile irkildim. Gözümü kapıya diktiğimde Halk Sağlığı Merkezi’ne hemen binanın yanında kurulmuş olan pazardan bol taze soğanını ve yeşilliğini kapıp gelmiş annemi gördüm.
İşte o vakit, taze soğan ve devlet kurumları arasında kurmuş olduğum bu derin bağ bir tesadüf değil…

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi , , , ,

Jul
6

Ne güzel oynadılar!

Türk insanını ateşleyen yegane şey 9/8lik ritmlerdir kuşkusuz. Bu yüzdendir ki; dans denildiğinde tüm dünyaca tanınan ve izleyen herkesin gönül telini titreten valstir, tangodur, salsadır şöyle dursun ilk olarak akıllarımıza bol gerdan kırmalı, kalça sallamalı danslar gelir.
Olayın bir diğer boyutu ise; dansın her türü bahsi geçen danslarla kıyaslanır ve hatta o danslara özgü tabirler diğer her dans türü için bir çırpıda kullanılbilir.
Annem, TV’deki şu meşhur dans yarışmalarından birinde Paso Doble izlemektedir ki İspanyolların boğa güreşlerini konu edinmiş bu dans herkes gibi annemi de büyülemiş ve adeta bir anime karakteriymişesine gözleri yüzünde büyümüş ve hatta dolu dolu olmuştur.
Flamenko dansının ayak vuruşlarıyla doruğa çıkan dans sonuçlandığında dansın temposundan ve ihtişamından annemin başı dönmüştür ki takdirlerini iletir:

Ne güzel oynadılar!…

Sevinç Gözyaşı , ,