Diyor ki: “Çantan hazır olsun. Gidiyoruz.” Sormak bile aklıma gelmezken ekliyor: “Ama nereye gittiğimizi söylemeyeceğim. Aslında ben de buralı olarak hiç gitmedim. Hepimize sürpriz olsun istiyorum.”
Durup düşündüğümde hiçbir şeyin sürpriz olmadığını ve doğasıyla herşeyi kayıtsız ve hatta şartsız üzerime alabildiğimi fark ediyorum.
Birşeyler yaşıyoruz. Ailemize dair, sevdiğimiz adam ya da kadınlara dair, dostlarımıza dair. Birşeyler yolunda gitmezken aslında “Yazsam roman olur.” klişesiyle bizi örseleyen ve hatta sivri yanlarımızı törpüleyen ama esasında bir başkasına hava, cıva olan paradoksal durum ortaya çıkıveriyor.
Zaten sonrasında koca bir koyvermişlik ve boşvermişlik haline elinizde kalıyor. En saf haliyle elinizde mi kaldı, yoksa birisi mi elinize verdi anlayamıyorsunuz bile.
Bir kız düşün ki daha çok genç ve çok toy ama bir o kadar olgun ve bana diyor ki: “İnsanların kaçıp gitme isteğini anlamıyorum.” Gülüyoruz.
Hikayemi bir ucundan tutup didikliyoruz ve o zaman insanlar delilik, şizofrenlik ya da aklını kaçırmışlık üzerine o kadar beylik laflar ederken esas deliliğin koyvermişlik ve hemen ardından ona eşlik eden boşvermişliğin ta kendisinde olduğunu görüyoruz. Yaptığım onca şeyi meşrulamış oluyorum.
“Sürpriz” diyor bana adam. Beni şaşırtamayacağının hiç farkında değil.
0 kedi gelmiş.






