13
Bir tek dileğim var, hostes ol yeter0
Aylar öncesinden düğünün tarihine, nerede yapılacağına karar verilmiş olmasına karşın davetlilere verilecek küçük hatıratlara bir türlü karar verilememişti. Tarihler ayın onunu gösterdiğinde ihtişamlı bir düğünde kafasında koca bir konstrüksyonla oturtulmuş topuzları ve gözleri kör edecek parlaklıkta tuvaletleriyle boy gösterecek kadınlar, düğüne 5 kala “yuva yapanın yuvası olur” mantığıyla Darwin’in evrimine kanıt teşkil edecek halleriyle kıçından bile ter damlamak pahasına 500 adet lavanta kesesini and içmişlerdi.
Lavanta keselerini uzun ve uykusuz geceler sonucunda bitirdikten sonra sevgili kayınvalideye düğün haftası boyunca eşlik etmem ise cabası idi. Kıyafetinin son provasını yaptırdık. Her türlü düğün programlamasında yardımcı olurken kendime özel olarak yaptırmış olduğum krem rengi süet ayakkabılarımı alırken ayakkabıcıdan aldığım “Gelin hanım da pek güzelmiş.” iltifatları yüreğime bir nebze olsun su yermeye yetmedi.
Kına gecesi ise kınanın hemen akabininde kayınvalideyi sarılmış bana ağlarken buldum.
Düğün gecesi açık havada geçeceği için bir yandan yağmur yağmaması için dua ederken diğer yandan “konukları kapıda karşılama ritüeli” ile karşı karşıya kaldım ki bu da 2.5 saat boyunca ayakta dikilip konukları yerine yönlendirmek demekti.
Peki ne için? Ananın amı, ne için?
Evlenme teklifi almadığım sürece bu ritüelleri elbette ki elalemin düğünü için yapıyor olacağım! Düğünde gelin olarak değil de hostes olarak bulunmaya mahkumum ben!
Buram buram sosyal mesaj kokan bir hikayenin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz…







