Jan
14

İnsan sağlığı için sanat0

Sıcak bir haziran günü beş kişilik bir grupla Bursa’nın en gözde dönercilerinden birine tavuk döner yemek için gitmiştik -ki tavuk dönerden nefret eden birisi olarak orda gerçekten ne işim vardı bilemiyorum.- Beş kişilik gruptan sadece benim üstümde göstermiş olduğu etki ne kadar takdire şayan da olsa; bu durumun kaderin bir cilvesi mi, yoksa yemiş olduğum tavuğun ölen mizahçılar için yapılan “son şakasını da yaptı!” soğukluğunda bir espirisi midir bilemiyorum… Zira bu afiyetle mideme sokmuş olduğum tavuk kendini dışarı atmak için çok aceleci davranmış olduğundan ötürü bütün geceyi ya tuvaletin kenarında kusarken ya da üstünde sıçarken geçirdim. Hatta bu devir teslimi kendini o kadar çabuk gerçekleştiriyordu ki kıçımı klozetin üstüne tam koymuşken birden (surat) yanağımı klozet üstünde bulabiliyordum. Geceye dair en son hatırladığım şey, klozetin yanındaki duşkabine yaslanarak klozet üstünde uykuya dalmam idi…
Ertesi gün ise “Kendimi iyi hissetmiyorum.” dememin ardından kendimi etrafa saçarcasına bayılıp öleyazmamdan mütevellit babam, yakın arkadaşı olan bir dahiliye uzmanına götürdü. Doktor neyi, nereme dahil edecek diye düşünüyor ve işin içinden çıkıyor olamamın gerginliği bir yana; yapabileceği onca testi ayak tırnaklarım da dahil bütün tırnaklarımı kemirerek bekledim.
Ben mordan yeşile, kırmızıdan sarıya gökkuşağı misali renk değiştirirken doktor, babamla hoşbeş edip fıkralar anlatılıp hasbihal eğlendikten sonra gözlüklerini burnunun üstünde kaydırıp ayağa doğruldu. Karşı duvara doğru yürüdükten sonra eliyle duvarda durmakta olan hangi ucuz sokak ressamından aldığını bilemediğim manzara tablosunu göstererek şu can alıcı soruyu sordu: “Söyle bakalım kızım, kakan hangi renge benziyor?
Ben olayın dumuru için yoğrulurken çekingen bir el hareketiyle haki yeşile benzeyen bir yeşili gösterdim. Yüzü aydınlanmış ve endişelerinden arınmış bir şekilde doktor, babama dönerek: “Gıda zehirlenmesi. Endişelenecek bir şey yok. Katı gıdalar aldın, sıvı tüketsin ve ilaçlarını düzenli kullansın. ” dedikten sonra hızlı ve baştan savma şekilde yamzış olduğu reçeteyi elimize tutuşturup kapı dışarı etti.
Sanatın kaymağını yiyen kesim “insan için sanat” ya da “sanat için sanat” diye tartışıp asırları tüketedursunlar; ben sanatın asıl işlevselliğini işte bu olay sonucu keşfettim.
İnsanlığa armağanım olsun…

30° Pamuklu , ,

Höykürük yok

Henüz yorum yok.




Höykür