Jan
28

Elimin hamuruyla karı işi

Her kadının ömründe mutlaka yapmış olduğı “Aslında ben erkek doğmalıymışım. Erkek doğsam zaten kesin piçin teki olurdum.” geyiğini bir yana bırakırsam hakikaten bugün idrak ettim ki kadın olarak biraz yanlış programlanmışım.
Nereden icat ettiğimi bulamamakla beraber ekmek ile bir aşk yaşamaktayım ki sitelerden otlusu, peynirlisi ya da bilimum zeytinlisinin tariflerini açıp açıp fotoğraflarıyla kesişmekteyim. Kesişmek iyi, hoş da yapmak için sıvadığım kollarıma kuşlar pislesin.
Bir kadın hamur işinde bu kadar mı beceriksiz olur?
Tamam, benim hamur konusunda beceriksiz olacağım heykel çamurunu yoğurmamdan belli idi ama yaptığım ekmek hamuru da bu kadar mı görüntü ve tat itibariyle heykel çamuruna benzer?
Tevekkeli annem o çağdaş sanatın yegane örneği olan ekmekçik heykelleri görünce delirmedi…

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi ,

Jan
20

Bütün diller ana dilim gibidir

Birçok çift; kuşkusuz ki, yolunda gitmeyen ilişkisini hareketlendirmek adına değişik oyunlar içine girmiştir. Kimisi hediyeler almıştır; kimisi yatakta oynaşmak için hizmetçi, hemşire ve hatta temizlikçi kadın kostümü giymiştir; kimisi sevdiceğine 220 voltluk elektrik vermiştir…
Öte yandan ilişki yolunda gidiyor ve hatta sevdiceğinizin kollarında mutluluktan ağlayayazıyorsanız bu hiç de mantıklı bi hareket değilmiş. Japon Bey’le geçirmiş olduğum rüya gibi birkaç gün içinde “birbirini barda tavlamış çift” rolü esnasında hareketli olan ilişkimize iyice gaz vermeyip tozu dumana katmaya kalkıştığımız esnada Japon Bey’den tiksinmeye başladığımda farkettim.
Esasında herşey normal gözüküyordu mamafih yemek yerken “Enbe Orkestrası” dediğim sırada “Ne osurası?” sorusuyla karşılaştığım sırada birşeylerin yolunda gitmeyeceğini anlamalıydım. “Kulakları iyi duymadı.” diyerek geçiştirdiğim bu küçük yanlış anlamadan sonra kendimi kaçınılmaz olarak “barda tanışılmış kız” olarak televizyonun karşısında açmış olduğumuz çift kişilik çekyatın üstünde elimde votka-enerji karışımıyla keyif yaparken buldum.
Zira herşey önceden düşünülmüştü. İçki, çekyat, müzik… Fakat önceden düşünmediğimiz birşey var ki o da pişmaniyeydi. Evet, pişmaniye…
Kendisi zamanında bardan çok kız kaldırmış ve hemen akabininde kaldırdığı şeyleri yerçekimi kurallarına uygun bir biçimde indirmiş bir çoşkun Türk genci olan Japon Bey bile bunun bu ambiyansa girdiğini açıklayamasa da ortamda bi kase pişmaniye vardı. Kendileri çapkın ve cool oldukları kadar, “zeki çevik ve ahlaklı” espirisini bir kenara bırakarak çok centilmen ve kibadırlar; işte bu yüzdendir ki, bu gecenin en can alıcı dakikalarından birinde bana pişmaniye ikram etti…
Pişmaniye ikram etmesini bir şekilde görmezden gelebilirdim fakat bir kase dolusu pişmaniyeyi yatağımızın orta yerine dökmesi ve bu yüzden “göt kılları kadayıf olmak” deyimini “göt kılları pişmaniye olmak” şeklinde kendimize uyarlamamız yetmiyormuş gibi bütün gece boyunca battaniye yapıştığımızdan dolayı beyhude bir çabayla kurtulmak için debelenmemiz hiç hoş olmadı. Ayrıca tam döktüğü esnada “Ananın!” diye feryat etmesi de boş bir çabaydı. Benim yarım saat boyunca karpuz kabuğu görmüş at gibi kişnememe sebep oldu…
Pişmaniye defterini kapatıp sonsuza dek lugatımdan pişmaniye kelimesini sildikten sonra “Adam, benim adamım. Var hep böyle arızaları.” deyip ortama yeniden yoğunlaştım. Kendileri tam da benden kulağa hoş gelecek İngilizce cümle talep ettiği esnada “Nihat Doğan sakal gibidir. Kestikçe çıkar.” aforizmasına taş çıkartırcasına dudaklarından dökülen şu sözler kulaklarımda yankılandı:

İlişki deyince, seks deyince bütün diller; ana dilim gibidir…

Sanırım bu adamın bardan kız tavlamaya mecali kalmamış. Sevineyim mi; üzüleyim mi?

Bir Sevda Masalı , ,

Jan
14

İnsan sağlığı için sanat

Sıcak bir haziran günü beş kişilik bir grupla Bursa’nın en gözde dönercilerinden birine tavuk döner yemek için gitmiştik -ki tavuk dönerden nefret eden birisi olarak orda gerçekten ne işim vardı bilemiyorum.- Beş kişilik gruptan sadece benim üstümde göstermiş olduğu etki ne kadar takdire şayan da olsa; bu durumun kaderin bir cilvesi mi, yoksa yemiş olduğum tavuğun ölen mizahçılar için yapılan “son şakasını da yaptı!” soğukluğunda bir espirisi midir bilemiyorum… Zira bu afiyetle mideme sokmuş olduğum tavuk kendini dışarı atmak için çok aceleci davranmış olduğundan ötürü bütün geceyi ya tuvaletin kenarında kusarken ya da üstünde sıçarken geçirdim. Hatta bu devir teslimi kendini o kadar çabuk gerçekleştiriyordu ki kıçımı klozetin üstüne tam koymuşken birden (surat) yanağımı klozet üstünde bulabiliyordum. Geceye dair en son hatırladığım şey, klozetin yanındaki duşkabine yaslanarak klozet üstünde uykuya dalmam idi…
Ertesi gün ise “Kendimi iyi hissetmiyorum.” dememin ardından kendimi etrafa saçarcasına bayılıp öleyazmamdan mütevellit babam, yakın arkadaşı olan bir dahiliye uzmanına götürdü. Doktor neyi, nereme dahil edecek diye düşünüyor ve işin içinden çıkıyor olamamın gerginliği bir yana; yapabileceği onca testi ayak tırnaklarım da dahil bütün tırnaklarımı kemirerek bekledim.
Ben mordan yeşile, kırmızıdan sarıya gökkuşağı misali renk değiştirirken doktor, babamla hoşbeş edip fıkralar anlatılıp hasbihal eğlendikten sonra gözlüklerini burnunun üstünde kaydırıp ayağa doğruldu. Karşı duvara doğru yürüdükten sonra eliyle duvarda durmakta olan hangi ucuz sokak ressamından aldığını bilemediğim manzara tablosunu göstererek şu can alıcı soruyu sordu: “Söyle bakalım kızım, kakan hangi renge benziyor?
Ben olayın dumuru için yoğrulurken çekingen bir el hareketiyle haki yeşile benzeyen bir yeşili gösterdim. Yüzü aydınlanmış ve endişelerinden arınmış bir şekilde doktor, babama dönerek: “Gıda zehirlenmesi. Endişelenecek bir şey yok. Katı gıdalar aldın, sıvı tüketsin ve ilaçlarını düzenli kullansın. ” dedikten sonra hızlı ve baştan savma şekilde yamzış olduğu reçeteyi elimize tutuşturup kapı dışarı etti.
Sanatın kaymağını yiyen kesim “insan için sanat” ya da “sanat için sanat” diye tartışıp asırları tüketedursunlar; ben sanatın asıl işlevselliğini işte bu olay sonucu keşfettim.
İnsanlığa armağanım olsun…

30° Pamuklu , ,

Jan
12

Mesajı yanlış anlaşılan kızın hazin hali

Yüzüne kezzap atılmış Bergen’in ibretlik yaşam öyküsünün solda sıfır kalacağı, pavyondan çekip alınmış bir Muhterem Nur mulisliğiyle yaşadığım şu hayatta çektiğim sıkıntı ve acının yüzüne yansımasından mütevellit bu izleri kapamak münasabetiyle makyaj bağımlısı olup çıkmaktan korkuyorum.
Tanrı bana öyle bi hayat kurgulamış ki -sağolsun- sanki Tarantino ile kolektif bir iş başarmışlar… Sanat yönetmeninin Andy Warhol olmasından mütevellit alergorilerle dolu.
Artık verdiğim mesajları doğru alsan diyorum?

Kitleleri Peşinden Sürükleyen Kişi , , ,