30
Sahte Cennet1
Zamanın kontrolsüzce parmaklarımın arasından akıp gittiği günler yaşadım ve hala yaşamaktayım. Neler olup bittiğini idrak etmeye çalışırken kendimi hiç bilmediğim ve olmayı planlamadığım, hatta ve hatta arzu bile etmediğimbir şehirde buldum.
Bütün ömrümü Eskişehir’de geçirebileceğimi düşünür ve isterken kendimi Eskişehir’deki evimin eşyalarını paketleyip bir kamyonete yükledikten sonra yaşlı gözlerle yuvama son bakışımı atarken buldum.
İzmit’te yaşayıp yaşayamayacağımı bilemeden, resmen kendimi ateşe atarcasına kendimi koca bir kargaşanın ortasına attım.
Resim yaparken kendimi avutabilmeyi dilerdim…
14
Ağlak kız dizisi oyuncusu
Tanrı’ya durmaksızın ne istediğimden söz ettim. Beni anladı… Anladı anlamasına ama eksik anladı. Şimdi bokunu yemiş tavuk gibi düşünmekteyim.
İşte bu anlayış üslundandır ki ağlak genç kız dizilerini izledikçe kendini yerle yeksan eğleyip çaresizlik içinde debelenen kızlardan kendimde bir parça bulup kendime acıyorum.
2
Çin iştim
Her erkek gibi, babam da içip içip sarhoş olmadığını ve hatta on kaplan gücünde bir cengaver kesildiğini sananlardandır. Dut gibi sarhoş olup yeni yetme zilliler gibi etrafta kişnercesine güldüğü bir gecenin sabahında “Nasıl da içtik ya.” diye böbürlenip iki ayağı üzerinde evine dönebildiğini sanmıştır çoğu geceler.
Mamafih mazi içimde yaradır; ki bu yüzden hiç unutmam; ben daha sekiz yaşımdayken yine dut gibi sarhoş olduğu gecelerden birinde dedemlerin evinden ayrılmak üzere ma’aile asansöre bindiğimizde kendisinin gülleden az hallice evrak çantasını taşımam için rica çemkirmişti(!). O zamanlarki kiloma denk olan çantayı taşıyamayacağımı belirttiğimde ise o yaştaki bir çocuğun hala uyanık olması için çok geç olan bir saatte kafama gelen bir tokat darbesiyle ayakta seyretmekte olduğum uykumdan irkilerek uyandım.
O uyanış; aslında babamın 52 kiloluk dedem değil de; kiminle içki konusunda sidik yarıştırırsa yarıştırsın her daim kendini rezil edeceğine uyanıştı…
Kendini ve dolayısıyla bizi her daim ortamda, camiada ya da cemiyette; her nerede olursa olsun maymun edişini acı bir gülümseyle maskelemeyi öğrenmiştik.
Öğrendiğimiz daha başka şeyler de vardı esasında. Polisler kana karışmış alkolü çeşitli cihazlarla doğru ya da yanlış ölçümlemeye çalışırken biz, babamın alfabedeki hangi harfleri daha sık kullandığına dikkat ederek hem kana karışan alkol oranını, hem de cinsini tespit eder duruma gelmiştik.
“Ne içtin?” sorusunu “Çin iştim.” şeklinde yanıtladıysa o geceyi gerçekten de dediğini gibi bir ya da iki kadeh cinle noktalamış demekti. Öte yandan “Jin ijtim.” diyorsa üç kadeh üstüne bira ile cila yapılmış demekti.
Ağzı yerine götünü denk getiren insanın cin içmek neyinedir; onu da bilmiyorum ki…








