Jul
26

Düğün mağduru3

Düğünlerden nefret ediyorum. Hele ki benim düğünüm değilse daha çok nefret ediyorum. Düğünün kendi içerisinde yer alan tanımadığın kişileri 32 diş tekmil selamlama, birbirinden arabesk parçalarla slow dans, çiftetelli ile gerdan kırma, bilimum glonlar dolusu içkiden sonra bir araba dolusu insanın kelle olup rezalet çıkarması başlı başına insanın yaşama sevinci alıp götürebilecek iğrenç durumlarken bir de Ay’ın görünmeyen yüzü misali pek de fark edemediğimiz durumlar da var.
Öncelikle düğün vesilesiyle kuaföre gitmekten nefret ediyorum çünkü saçlarım pırasa gibi olduğundan dolayı “Sana fön çekmek olmaz. Başka birşey denemek lazım.” önermesinden yola çıkan kuaför, her defasında kafamda deneysel işlere imza atar.
Örneğin; bugün, gözyaşlarına boğulmuş gençliği sessiz çığlıkları adını verdiğim pek değerli bir işe imza attılar ki bu modeli esasında nasıl tarif etmem gerektiğini bilemiyorum. Şu anda kapkaç mağduresi gibiyim; zira elimdeki annemden ödünç rugan çantamı kaptırmamak için motorsikletle 100 metre kadar sürüklenmiş; üstelik motor mazotlu olduğundan dolayu motorun dumanından bir hayli de etkilenmiş gibiyim.
Öte yandan kuaförden de ilk çıktığımda aynada gördüğüm son görüntümden sonra kendimi düğünlerde Kapalı Çarşı’dan alınmış civciv sarısı tafta gelinlikleri, kavga kıyamet annesinin sürdürdüğü anne ruju ve üstlerine mahalle berberince bolca sim boca edilmiş maşalı saçlarıyla zıplayan küçük kızlara benzettim.
Gittiğim düğünün kokteyl şeklinde organize edilmiş ve ayakta durmamızdan dolayı tüm konuklar birer konsomatris edasında arz-ı endam eylediler… Konsomasyon esnasında bu masa senin, şu masa benim dolaşırken bir vampir misali bizi sömürmek umuduyla kare kare fotoğraf almaya fotoğrafçı ile köşe kapmaya çalıştık ki gecenin ilerleyen saatlerinde annem dayanamayarak “A-aaa çok güzel çıkmışsın.” diyerek aldı. Mamafih o çok güzel olduğumu iddia ettiği karelerde almış olduğum kilolardan ötürü sarkan gıdığımın bana bir Kabasakal havası verdiğini farkettim.
Yine ayakta durmamızdan ve bütün kan akışımızın beyin yerine ayaklarımıza yoğunlaşmasından ötürü garip düşüncelere de dalmadım değil. Bir an kendi düğünümde ellerimizde rakı kadehleri dedemle karşılıklı göbek attığımızı gördüm.
Savuşturdum bir anda…

Göğe Atılan Bakış , , ,

3 Höykürük

  1. 27/07/2009

    heheh kendi nikah günümde kendi kuaför yengemle, sacima gül dikme calismalari üzerine sıkı mucadele etmistim ben de. düğüne gideceksem ve sadece fön istiyorsam. kuafore is yemegim var diyorum. yoksa ya maşa, ya topuz, ya da özgün şekil mücadelesine giriyoruz. vallahi kazi gitsin diyesim geliyor.:))



  2. gwen + cats
    27/07/2009

    @ frambuazlı ruh pastasiyim : 3 sene asker traşıyla gezdim. uzatması çok sancılı bir süreçti. Herkesin erkek sanması da cabasıydı… :/


  3. 27/07/2009

    bu düğünlerdeki kuaför çilesi demek ki her yerde varmış.ama böyle anlatım sadece ve sadece buradavarmış.sevgiler sana..





Höykür