Jun
3

Baş belasının günü

Gün itibariyle en sevdiğim sevgilim olan Japon bey’in doğumgünü idi. “En sevdiğim sevgili” ibaresi bir yana dursun; kendisi biricik sevgilimdir ve dolayısıyla kendisini en çok sevmek zorundayım. Zira bu ibareyi de bir pekiştirme olsun babında kullanmış bulundum.
Yurtta ve tüm elçiliklerde 21 pare top atışı, domates festivali ya da bilimum Rio karnavalı gibi fasaliteler eşliğinde çoşku ve huş’u içerisinde kutlanmasına rağmen biz sadece atölyede “İyi ki doğdun Japon!” diyerek ağzımızı yaya yaya gülerek kutladık. Zaten doğumgünü, atölyedeki tüm kişilerin pasta yemesi için bir bahane idi; yoksa Japon’un doğumgününü kutlamayı hiç de arzu ettiğimiz yoktu.
Fulya’nın almış olduğu frambuazlı pastanın yaklaşık olarak yarısını yedikten sonra “İyi ki varsın!” içerikli cümleler kurdum ki bu tamamiyle pastaya istinaden ve pastanın verdiği ağırlıktan ötürü idi. Yoksa Japon bey, tam bir baş belasıdır. Bir ömürlük bir beladır…

Sevinç Gözyaşı ,