18
Çar-Pa3
Bugün bir kez daha idrak ettim ki bir erkeği hayata küstürmenin ya da kendinden tiksindirmenin en garanti yolu çarşamba pazarına götürmektir. Zira bu gibi yerlerde erkekler, evlerinde alıştığı kadın profilinin çok daha dışında manzaralarla karşı karşıya kalabiliyor.
Evlerinde erkeklerinin bir dediğini iki etmeyen ve mülayim bir ev hanımı izlenimi kadınlar, pazarda tezgahta birer katile dönüşebiliyor. Bir dedektif edasıyla tezgahın en derininden arayıp bulduğu pazen donu başka bir kadına -ki o artık başka bir kadın değil; bir rakiptir- kaptırmamak için rakibinin kafasını tek hamlede koparabilecek bir atmaca kadar yırtıcı ya da Erol Taş filmlerinde tavuk butu yiyen adamlar kadar vahşi olabilir. Buldukları fistanı karşı tarafa kaptırmamak, adeta bir yaşamla ölüm arasında ince bir çizgidir, savaştır.
Ayrıca bir kez daha kavradım ki mahalle teyzesi deyip geçmemek lazım… Pazenlerin yanında sergilenen tüylü, çıngıraklı, bol retro desenli ya da kırmızı dantelli kilot-sütyen kombinasyonlarına bakarsak geniş bir hayal gücü ve renkli bir cinsel hayatı var bu teyzelerin. Üstleri pişirdikleri kapuskadan dolayı osuruk gibi koktuktan sonra bunları giydiklerini düşünmek istemiyorum…









3 Höykürük
Blood Roses
japon
eğer er kişi olarak pazara gitmek zorunda kaldıysanız ayağınıza demir destekli bot giymeniz şart pazar kadınları adeta gergedan gibi ayağınızın üzerinden geçip umarsızca don tezgahına dalıyolar. ha bir de unutmadan kurşun geçirmez yelek gelebilicek dirsek darbelerine karşı korumalı olması şart. çünki kurşunsdan daha etkili o teyzelerin dirsekleri ve içinde tığ şiş bilimum delici alet taşıdıkları çantaları.
yuksel
bir de entari sütyen ne bulursa eline geçirip giyen pazarcılar yok mu hey allahım ne dehşetli bir gündür, mahşer alanı da böyle renkli olur mu acaba.. hımm
Höykür