Feb
8

Baharatlısı iyiydi1

Anneannem ve dedem çok şahsına münasır insanlardır. Kendime has olan über-çekilmez huysuzluğumun temellerimi onlardan aldığımı söyleyebilirim. Her emekli gibi onlar da 24 saat aynı evde olmanın verdiği iç sıkıntısıyla birbirlerine sardırır ki ortaya yeme de yanında yat kıvamında kavgalar çıkar:
Gecenin 11′inde çalan telefonun sesiyle irkilmiştik. İrkilmiştik çünkü özellikle bu saatlerde çalan sesiyle irkiliriz çünkü saat 10′dan sonra çalan telefonlarda “Bu saatten sonra acil birşey olmadıkça aranmaz.” mantığını güden annem huysuzlanır. İrkiltir…
Telefondaki ses, anneannemindi: “Hemen gelin.” dedi.
Anneanneme ye da dedeme birşey olduğu endişesiyle ve bu endişeden doğan stresten dolayı kakanın karnımızı sıkıştırmasıyla onlara gittik.
Gittiğimizde ikisinde de surat iki karıştı. Küsmüşlerdi.
Daha ne olduğunu anlayamamışken iki ayrı kase geldi önümüze. Ağzımızı bile açmaya fırsat bulamamışken gecenin kilit sorusu soruldu:
“Hangi zeytin daha güzel?”
Gecenin o saatinde sıcak evinden yürek pırpırlanması ile kalkıp gelmiş olmamızın aptallağını henüz atamamışken anneannem kavganın çıkış noktasını açıklayarak bizi nurlara gark eder:

Deden pazara gittiğinde bir kilo zeytin aldı. Ben yarısını limon ve zeytinyağlıyaptım. O ise, baharat ve zeytinyağlı yaptı. Bir türlü anlatamadım limonlunun daha güzel olduğunu…

Bir Sevda Masalı ,

1 Höykürük

  1. 18/02/2009

    büyüklere hürmet, küçüklere sevgi :)





Höykür