27
Kömür eller1
Alışveriş merkezininde lavabonun başında umumi tuvalete girmiş olmanın gerdinliği ile elime sıvı sabun akıtıyordum. Sağımı solumu erafa değdirmiş olabileceğim gerginliği ile Ajda Pekkan kadar gerilerek kaşlarımın saçım seviyesine yükselmesinin ardından işlemi başarı ile sonlandırdığımdan mütevellit ellerimi huş’u içerisinde yıkımaya başlamıştım.
Tam elimi çeşmeden akan buz gibi suyun altın sokmumştum ki yan lavaboda elini yıkayan kızın kafasının bana doğru uzandığını farkettim.
Önce sarı röfleli kafasını bana uzatan kızın ellerine baktım. Minicikti; minicik ellerini tırnaklarını uzatmış ve manikür yaptırmış; pembe pembe ellerini yıkamaktaydı. Üzerindeki çalıştığı mağazaya ait olan siyah pantolon ve penyeye bakarken bakışlarımı kendi elime kaydırdım. Kömür karasıydı; evime nerden geldiğini bilmediğim minicik bir tırnak makasıyla kestiğimden dolayı tırnaklarım yamuk yumuktu, kısacıktı; ellerim bir palet büyüklüğünde ve oğlan çocuklarının ellerini andırıyordu.
Elimdeki köpükleri yıkayıp avucuma ikinci kez avucuma sıktığımda röfleli kişi ile göz göze gelmemeye dikkat ettim. Kendisi ellerini makinada kuruttuktan sonra ben de kurutmak üzere yerimi aldığımda farkettim ki onun ellerini iki saniyede kurttuğu makinanın altına benim ellerimi sığdırmam zor olduğundan kurutmam daha geniş bir zaman alıyordu.
Çok utandım.
25
Narenciye kokulu ev
Annem çok titiz bir kadındır. Işık hızıyla temizlik yapar mamafih eli çok hızlı olduğundan yaptığı sakarlıklar da cabasıdır. Bir kadının yemek yaptığı bir sürecin içerisine annem yemek yapma, evi silme, bulaşıkları yıkama ya da bilimum çatıyı aktarma gibi işleri sığdırabilir.
Öte yandan annem ne kadar titiz ve becerikliyse ben de bir o kadar dağınık ve pasaklı olduğumu düşünüyordum. Üstelik sadece benim düşündüğüm bir husus değildi bu. “Bu pasaklılığını aynı teyzenden almışsın. Bütün eleştirdiğim huyları sende çıktı. İnsan biraz tertipli olur, canım!” şeklinde duygularını her kustuğu seferinde kendisi temizlik yapmaktayken bense bilgisayarın önünde elimde bir bardakla gazozla otururken ayaklarımı da akşam olmaya yazmış olsa da toplanmamış haldeki yatağa uzatıyordum.
Zaman zaman kendimden dahi rahatsız olduğum noktalar olmadı değil. Mesela yazı masasının üstündeki çikolata, şeker kağıtları yüzünden eşyaları kaybetmem ya da koleksiyon yaparcasına gazoz şişelerinin kenarda birikmesi hiç hoş değildi… Üstelik defalarca kez kendime çeki düzen vermeye karar verdiğim halde böyle dingilce işler yapıyordum. Önce kendime söz veriyordum; “Lan insan evladı böyle yaşamaz. Hayvan mıyım, neyim? Allah belamı versin benim. Vallaha düzenli olucam bundan sonra.” dedikten sonra üç gün içerisinde evimde ışıldıyor. Sonra bir gece televizyon izleyip toynaklarımı uzatmış çikolata keyfi yaptıktan sonra “Lan şimdi kim gidecek çöp kutusuna. Şunu şu masaya koyayım.” diye tekrar aynı çembere dahil oluyorum.
Diğer yandan sanırım yaşlanıyorum ki temizlik konusundaki tavrım değişmeye başladı. Fark ediyorum ki her geçen gün eleştirdiğim annemin huylarını almaya başlıyorum. Mutfakta oturmuş sohbet ederken kalkıp eline cifli bezi alıp mutfak dolabı üstündeki lekeyi gözüne takıldığı gerekçesiyle sildiği için aylarca dalga geçmiştim ki ben de aynı şeyi yapmaya başladım.
Atölyeden bitmiş, tükenmiş halde eve gelip iki rekat ayaklarımı uzatırken yerdeki çöpler takıldı bugün gözüme. Kuş gibi seke seke yerimden kalkıp bir hışımla yerleri süpürdüm sildim, önceden yıkanan ve bulaşıklıkta bekleyen bulaşıkları yerine kalkdırdım; yetmedi de bulaşıklığı yıkayıp kaldırdım, osuruk kokulu lahana çorbası yaptım.
Yerime oturduğumda narenciye kokulu yer deterjanı, narenciye kokulu oda parfümü, narenciye kokulu narenciyeyi koklarken fark ettim ki ben de küçük bir anne olmuşum. Korkuyorum…
22
Yoğurtlu havuç
Kendini iyi hissedebilmek için kafasına bir ton kimyasalı boca eden yegane yaratık kadınlardır şüphesiz. Vitrinde beğendiği elbisenin üstünde güzel durmamasından sevgilisinden boynuz yemeye, regl sıkıntısından menopoz öf-öfüne doğru uzanan bir kartelda çok çeşitli sıkıntılara ve hatta yersiz kuruntulara sahip olabilecek kadınlar bunları bastırabilemk için soluğu anında kuaförde alırlar.
“Gwencim nassın? İyi misin? Allah iyilik versin. Annen güzel, sen çirkin.” dediklerinde ağzımı açıp tek kelime edebilecek halim kalmadığını anladığım noktada ben de bir rehabilite yöntemi olan saç boyamayı kendime görev biçtim.
Sonuç olarak güzel bir renk çıkacağı avuntusuyla manda boku kıvamında kardığım boyayı saçıma sürmeye hazırlanırken kafama sürmekte olduğum şey yüzünden aklı selim olmadığımı idrak ettiğim noktada “Zaten 80.000 bakımım gelmişti. E boyamam lazımdı bi yerde.” diyerek bu yaptığımın çok da salakça birşey olmadığına inandırdım kendimi.
Şu anda boya mahiyetinde saçıma sürdüğüm turuncu şap ve boyanın etrafa bulaşmaması ümidiyle kafama sarmaladığım bone ile adeta annemin hazırlayıp kokmasın diye buzdolabına poşetleyip koyduğu bir tabak zeytinyağlı yoğurtlu havuç misali oturuyorum.
Yarım saat sonra duştan rehabilite olmuş şekilde çıkıp dünyanın en güzel ve en sorunsuz kadını ben olacağım. Garanti ederim…
21
Derbederim
Hani insanların içinden içinden, ta derinlerden konuşup da neresinden geldiğini anlayamadığı; benimse çoğu zaman toraman bir insan olmamdan dolayı midemin gurultusu diye geçiştirdiğim bir iç sesi vardır ya; işte o bende çok konuşuyor ve bu yüzdendir ki klip çekilmesi vesilesiyle sarı buklelerinin arkasından ışık verilmek suretiyle bir korku filmi öğesi haline gelmiş Soner Arıca kadar derbeder hissediyorum kendimi.
Bu iç sesi yaptığım seyahatler esnasında kendimle başbaşa kalıp yine kendimi dinlediğimden dolayı bolca duyuyordum fakat otobüste yapılan onca ikrama rağmen gurultusunun geçmemesine anlam veremiyordum.
Bana sunulan imkanları hayvanlar gibi sonuna kadar kullandım. İmkanlarımı kullanmakla kalmayıp kendimi de tükettim. Şimdi ise elimde hiç birşey kalmadığımdan dönmüş götümü avuçluyorum. Hatta bu evreyi de geçtim artık; kendi kendimi yiyip bitiriyorum.
Daha da yiyip tükenmemek için kendimi dinlememeye karar verdim ve bunun için aklıma dahiyane bir şekilde müzikle bu iç sesi bastırma fikri gelmişti ki sike sürülür aklım olmadığını farkettim.
Engin bir müzik zevkim ve düşündükçe soluk borusunu tıkanacak kadar sorunum varken öyle bir şarkı listesi oluşturmuşum ki emmioğlunun karşısında rakı içen Ferdi Tayfur gibi efkarlandıktan sonra kulaklarda patlayan bir senfonik metal grubunun konser kaydı ile pençelerimi ön koltuğa geçirip toynaklarımla yere vurur hale geldim.
Müzik dinlerken Türk ekonomisini para-çokomel dengeleri tablosu misali inişli-çıkışlı ruh halim yüzünden çizdiğim tablo yüzünden birçok çevre tarafından cinnet geçiriliyor olarak kabul görmem ve bu yönde muamele edilmesi yüzünden bundan da vazgeçtim. (haliyle)
Şimdiler de otobüslerde uyumayı deniyorum.
Kısmet…
18
Mesaj kaygılı duş başlığı
Üçüncü kez bana aynı şeyi yapıyor. Artık bu zulüme dayanacak takatim kalmadı…
Duş sonrasında tam da suyu kapatırken zaten buz gibi suyla yıkanmış olmamdan kelli tüm damarlarımın açılmasının yanı sıra sinir tellerim de gerilmişken duş başlığı kelepçesinden kurtularak kafama düşüyor. Tepeden yemiş olduğu buz gibi su ile uluşmuş beynim, umarsızca bir darbe de duş başlığından yemesiyle sarsılarak kendi tasının içinde tepe taklak oluyor…
Tanrım, benim kabahatim ne ki bana mesaj kaygısı güden ve ayar verebilen bir duş başlığı bahşettin?






