Jan
31

Market insanı4

Tipimden ve kıyafetlerinden olsa gerek, ne vakit büyük alışveriş merkezlerinden birine gitsem bilimum şarküteri standındaki adamlar, reyon aralarında duran orkidci kız ya da sucuk kızartan kızlar beni pek kaale almıyor. Beni potansiyel müşteri olarak görmediklerinden dolayı kendilerine derdimi anlatmak ya da ricamı sunmak için 3.5 saat boyunca önlerinde dikilip aralıksız konuşup çığırmam gerekmekte ki o zaman durumun vahametine varıyorlar.
Bugün, kafamı kaldırıp dışarıdan baktığımda bile beni sıkıntıya sokup nefesimin daralmasına sebep olan o koca marketlerden birine gittim. Arabanın tepesine binmiş “Holioeyeyey” nidalarında bir kaykaymışçasına sürerken şarküteri reyonun önünde fren yaptım…
Evet, market arabalarını o kadar ileri tekniklerde sürüyorum ki tek ayakla kendime has bir fren yapma tekniği geliştirdim…
Reyon önünde durduğum an, ani bir şekilde ciddiyete bürünerek kaşlarım hafif çatık şekilde: “250 gram şundan alabilir miyim? Orta kalınlıkta dilimler istiyorum!” dedim.
Reyonda duran görevli emin ses tonum ve duruşumdan çok etkilenmiş olmalı ki “Derhal hanımefendi!” dedi ve dilimlemekte olduğu üründen test etmem için bir dilim ikram etti.
Durum karşısında gözyaşlarım sel olmakla kalmayıp yediğim şeyin boğazıma dizilmesinden mütevellit hıçkırıklara da boğuldum. Artık şarküteri reyonundaki görevliler beni kaale almakta…

Büyüyor muyum ulan!?

Not: Şarküteri reyonunda çalan telefona “Et Hakan” şeklinde cevap veren reyon görevlisi bundan sonra benim süper kahramanımdır!

Sevinç Gözyaşı

4 Höykürük


  1. ro ro ayro
    02/02/2009

    seviorum burayı :) :):)


  2. 02/02/2009

    Hayata böyle elemanlar gerekli… :) ne bileyim… sakıza çiklet falan demeli.



  3. gwen + cats
    02/02/2009

    @sek! : sakıza ciklet dese bence sorun teşkil etmez de insanın kendisine “et” diye bir sıfat uydurması nedir ki?
    et bebek gibi…


  4. 13/02/2009

    “Eleman” derken ben senden bahsetmiştim. :)





Höykür